Avrupa’nın sermaye piyasaları, bu yılın ilk aylarında yatırım bankacıları için son yılların en yoğun dönemini yaşatıyor. Yapay zeka (AI) altyapısı ve enerji şebekelerine yönelik rekor düzeydeki harcamalar, halka açık şirketlerin hızlı bir şekilde sermaye artırmasına olanak tanırken, bölgedeki halka arz (IPO) piyasasındaki durgunluğu gölgede bırakıyor. Özellikle AI veri merkezleri ve yenilenebilir enerjiye yapılan büyük yatırımlar, birçok şirketin bilançolarını güçlendirmek için yeni hisse senedi ve tahvil ihraçlarına yönelmesine neden oldu.
Gelişmenin Arka Planı
Son 12 ayda Avrupa’da AI altyapısına yönelik duyurulan yatırımlar 150 milyar avroya ulaşırken, elektrik şebekesi yatırımları da 50 milyar avroyu aştı. Bu harcamalar, fiziksel altyapı inşası ve enerji tedariki için büyük nakit ihtiyacı doğurdu. Bu durum, özellikle telekomünikasyon, teknoloji ve enerji şirketlerini yeni sermaye artırma opsiyonlarını değerlendirmeye itti. Bankacılar, 2024 yılının ilk iki ayında Avrupa’da gerçekleşen sermaye artırım hacminin 2018’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını belirtiyor. Buna karşılık, halka arz sayısı aynı dönemde geçen yıla göre yüzde 40 azaldı. Uzmanlar, bunun nedenini, yüksek enflasyon ve jeopolitik belirsizliklerin yatırımcıların yeni hisselere temkinli yaklaşması olarak yorumluyor.
Özellikle Almanya’nın enerji devi RWE ve Fransa teknoloji grubu Atos gibi şirketler, milyarlarca avroluk sermaye artırım kararları aldı. RWE, yenilenebilir enerji projelerini finanse etmek için 2,4 milyar avro toplarken, Atos borçlarını yapılandırmak ve AI yatırımlarını sürdürebilmek için 1,2 milyar avro topladı. Bank of America ve Deutsche Bank gibi kurumlar, bu artırım dalgasının Avrupa’da yıl boyunca devam edeceğini öngörüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avrupa’daki bu sermaye artırımı dalgası, küresel sermaye piyasalarında ABD ve Asya ile benzer bir trendin parçası olarak görülüyor. Ancak Avrupa, özellikle yeşil dönüşüm ve dijitalleşme alanındaki yatırım ihtiyacıyla farklılaşıyor. Avrupa Birliği’nin Net Sıfır Endüstri Yasası ve yapay zeka stratejisi, şirketleri hızlı harekete geçmeye teşvik ediyor. Öte yandan, halka arzların durgun seyretmesi, küçük ve orta ölçekli şirketlerin borsaya açılımını zorlaştırıyor. Bu durum, Avrupa sermaye piyasalarının derinliği ve likiditesi açısından endişe yaratıyor. Uzun vadede, AI ve enerji altyapısına yönelik yatırım dalgası, bölgenin ekonomik büyümesine katkı sağlayabilir, ancak kısa vadede piyasalarda volatiliteyi artırabilir. Goldman Sachs analistleri, bu yatırım döngüsünün önümüzdeki 12-18 ay içinde Avrupa GSYİH’sına yıllık 0,5 puan ekleyebileceğini tahmin ediyor. Bununla birlikte, artan sermaye maliyeti ve jeopolitik riskler (Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki gerginlikler) dikkatle izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avrupa’daki bu sermaye artırımı dalgasını doğrudan etkileyen bir ülke olmasa da, küresel yatırım akışlarının yön değiştirmesi Türk finans piyasalarını dolaylı olarak etkiliyor. Avrupa’da altyapı ve teknoloji yatırımlarına kaydırılan sermaye, gelişmekte olan piyasalara ayrılan kaynakları sınırlayabilir. Öte yandan, Türk şirketlerinin benzer fonlama ihtiyaçları ve halka arz planları bulunuyor; ancak yüksek enflasyon ve kur riski, yabancı yatırımcının ilgisini azaltıyor. Türkiye’nin enerji dönüşümü ve AI altyapısı yatırımları için alternatif finansman kanalları arayışında olduğu bu dönemde, Avrupa’daki gelişmeler bir model teşkil edebilir. Ayrıca, Avrupa sermaye artırımları Türk bankacılık sektörüne de referans faiz oranları üzerinden etki yapabilir.