Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi'nden sekiz üyeli bir heyet, Pekin ve Şanghay'da üst düzey Çinli yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirmek üzere üç günlük bir ziyaret için Çin'e ulaştı. Ziyaret, AB-Çin ilişkilerinde artan ticaret sürtüşmesi, jeopolitik belirsizlik ve AB'nin genişleyen ithalat kısıtlamalarının yarattığı gerginliği yönetme amacı taşıyor. Heyet, Çin Ulusal Halk Kongresi Dış İlişkiler Komitesi ve Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı temsilcileriyle bir araya gelecek. Görüşmelerde ayrıca Tayvan, Hong Kong, insan hakları ve Ukrayna savaşı gibi hassas konuların da ele alınması bekleniyor.
Gelişmenin arka planı
AB ile Çin arasındaki ticari ilişkiler son yıllarda giderek karmaşık bir hal aldı. Brüksel, Çin'in sübvansiyonlu yeşil teknoloji ürünleri, özellikle elektrikli araç ithalatına yönelik soruşturma başlatırken, Çin de AB'nin süt ürünleri ve konyak gibi ürünlerine karşı misilleme vergileri uygulamaya koydu. Bu adımlar, iki taraf arasında ticaret savaşı endişelerini körükledi.
Öte yandan, AB'nin Çin'e yönelik politikası son dönemde "risk azaltma" (de-risking) stratejisi etrafında şekilleniyor. Bu strateji, tam bir kopuştan ziyade, kritik sektörlerde bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Avrupa Parlamentosu heyetinin ziyareti, bu stratejinin diplomasi ayağını oluşturuyor. Heyet başkanı, görüşmelerde "açık ve yapıcı" bir diyalog hedeflediklerini, ancak "temel endişeleri gündeme getirmekten çekinmeyeceklerini" ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut
AB-Çin gerilimi sadece ikili ilişkileri değil, küresel ticaret düzenini de etkiliyor. AB, Çin'in aşırı kapasitesinin Avrupa sanayisini tehdit ettiğini savunurken, Çin ise korumacılıkla suçladığı AB'ye misilleme yapıyor. Bu durum, özellikle yeşil dönüşüm ve dijital ekonomi alanlarında küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik yaratıyor.
Uzmanlara göre, Avrupa Parlamentosu'nun bu ziyareti, AB'nin Çin karşısında daha sert bir duruş sergilemesi yönünde artan baskının bir yansıması. Ancak Çin'in de kendi iç pazarını koruma ve Batı'nın müdahalesine karşı koyma refleksi, anlaşmazlığın derinleşmesine neden oluyor. Ziyaretin, özellikle elektrikli araç vergileri ve sübvansiyon soruşturması gibi somut dosyalarda ilerleme sağlaması beklenmiyor; ancak iletişim kanallarının açık tutulması açısından önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB-Çin arasındaki ticari gerilim, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, özellikle elektrikli araç üretimi ve yeşil enerji teknolojilerinde AB'ye ihracat yaparken, Çin'in aşırı kapasitesi nedeniyle AB'nin uygulayabileceği korumacı tedbirler Türk ihracatçıları da etkileyebilir. Öte yandan, AB'nin Çin'e alternatif tedarikçi arayışı, Türkiye'yi otomotiv ve tekstil gibi sektörlerde cazip bir üretim üssü haline getirebilir. Ayrıca, AB'nin Çin'e yönelik risk azaltma stratejisi, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin güncellenmesi talebini güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin Çin ile geliştirdiği ekonomik işbirliği, bu dengede dikkatli bir duruş gerektiriyor.