Avrupa genelinde havalimanlarında yaşanan pasaport ve güvenlik kuyrukları, özellikle yaz aylarında turist akınıyla birlikte dayanılmaz boyutlara ulaştı. Schengen Bölgesi’nin dış sınırlarında uygulanan kontroller, artan yolcu sayısı ve yetersiz personel nedeniyle tıkanma noktasına geldi. Avrupa Komisyonu verilerine göre, 2023 yılında Schengen ülkelerine yapılan seyahatler pandemi öncesi düzeyi aşarak 700 milyona yaklaştı. Ancak sınır kontrol süreçleri, bu yoğunluğu karşılamakta zorlanıyor; ortalama bekleme süresi büyük merkezlerde 45 dakikadan 2 saate kadar çıkabiliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Sistemin Tıkanması
Sorunun temelinde, Schengen Bölgesi’ne girişte uygulanan parmak izi ve biyometrik veri toplama zorunluluğu yatıyor. 2017’de başlatılan Sınır Geçiş Sistemi (EES), AB dışı vatandaşların giriş-çıkışlarını kaydetmeyi hedefliyordu ancak uygulama aşamasında yaşanan aksaklıklar sistemin verimli çalışmasını engelledi. Birçok havalimanında yeterli sayıda self-servis kiosk bulunmuyor; mevcut cihazlar da sık sık arızalanıyor. Ayrıca, AB üyesi ülkelerin sınır polisi sayısındaki azalma, kontrollerin yavaşlamasına yol açıyor. Özellikle Fransa, İtalya ve İspanya gibi popüler turistik destinasyonlarda, yaz aylarında kuyruklar terminal dışına taşıyor. Havayolu şirketleri, gecikmeler nedeniyle uçuşların ertelenmesinden şikayetçi; bazı durumlarda yolcuların uçağa binmesi 3 saati buluyor.
Avrupa Turizm Operatörleri Birliği (ETOA), mevcut durumun kıta turizmine zarar verdiğini belirtiyor. 2024 yılının ilk çeyreğinde yapılan anketlere göre, ABD’li ve Çinli turistlerin %40’ı uzun kuyruk endişesiyle Avrupa seyahatini ertelemeyi düşünüyor. Bu durum, özellikle Güney Avrupa ekonomileri için ciddi bir tehdit oluşturuyor; turizm geliri bu ülkelerin GSYİH’sında ortalama %10 paya sahip. Londra Heathrow, Paris Charles de Gaulle ve Amsterdam Schiphol gibi büyük merkezlerde, bekleme sürelerini azaltmak için geçici personel alımları yapıldı ancak sorun kökten çözülmedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Schengen’in Geleceği Tartışılıyor
Uzun kuyruklar, Schengen Bölgesi’nin temel prensibi olan serbest dolaşımın sorgulanmasına neden oldu. Bazı ülkeler, iç sınır kontrollerini yeniden uygulamaya başladı. Almanya, Avusturya ve Danimarka, düzensiz göçü gerekçe göstererek sınır kontrollerini sıkılaştırdı. Bu uygulamalar, AB iç ticaretine ve iş seyahatlerine darbe vuruyor. Öte yandan, AB’nin yeni biyometrik giriş-çıkış sistemi olan ETIAS’ın (Seyahat Bilgi ve Yetkilendirme Sistemi) 2025’te devreye girmesi planlanıyor. Ancak uzmanlar, ETIAS’ın da mevcut kuyrukları kısa vadede hafifletmeyeceğini, aksine yeni bir bürokratik yük getirebileceğini belirtiyor. Küresel ölçekte, Asya-Pasifik ve Orta Doğu havalimanları daha hızlı geçiş sistemleri kurarken, Avrupa’nın bu alanda rekabet gücünü kaybetme riski bulunuyor. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), Avrupa havalimanlarında geçirilen ortalama sürenin 2023’te yıllık bazda %15 arttığını raporladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa’daki bu gelişme, Türkiye için bir fırsat penceresi açıyor. Türk havalimanları, özellikle İstanbul Havalimanı, son yıllarda teknolojik yatırımlarla pasaport kontrollerini hızlandırdı; yüz tanıma sistemleri ve otomatik geçiş kapıları sayesinde bekleme süreleri Avrupa ortalamasının altında seyrediyor. Bu durum, Avrupa’daki kuyruklardan şikayetçi olan özellikle Uzak Doğulu ve Amerikalı turistlerin Türkiye’ye yönelmesine yol açabilir. Turizm gelirlerinde çeşitlenme sağlayan bu avantaj, Türkiye’nin dış ticaretinde de olumlu yansımalar yaratabilir; zira iş seyahatleri için hızlı geçiş imkanı, İstanbul’u bölgesel bir hub konumunda güçlendiriyor. Ancak Türkiye’nin AB ile vize serbestisi müzakerelerinde, Schengen’deki bu tıkanıklık yeni bir engel olarak karşımıza çıkabilir; AB, mevcut sistem zaten yetersizken yeni üyeleri entegre etmekte isteksiz davranabilir.