Avrupa Birliği, Çin'in ekonomik yükselişini kendi iç sorunlarının günah keçisi haline getirmekle suçlanıyor. Pekin bağlantılı bir düşünce kuruluşunun araştırmacısı, Brüksel'in 'Çin şoku 2.0' olarak adlandırdığı yeni ticaret kısıtlamalarına hazırlandığı bir dönemde, Avrupa'nın Çin'in yükselişini doğal bir tehdit olarak gören kusurlu bir anlatıya sarıldığını belirtti. Bu eleştiri, Pekin'in AB'nin elektrikli araçlara yönelik ek vergilerine misilleme olarak Avrupa brendi ve süt ürünlerine yönelik soruşturma başlatmasının ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
Pekin merkezli 'Chongyang Finans Enstitüsü'nden araştırmacı Liu Ying, Güney Çin Sabah Postası'na verdiği demeçte, Avrupa'nın Çin'in başarısını küresel ticaret sistemine bir tehdit olarak çerçevelemesinin gerçek ekonomik dinamikleri yansıtmadığını söyledi. Liu, AB'nin kendi sanayi politikalarındaki yapısal sorunları göz ardı ederek Çin'i suçladığını ifade etti. Brüksel, geçen hafta Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara %17 ila %36 arasında ek gümrük vergisi getirme planını duyurmuş, bu da Pekin'in misillemesine yol açmıştı. AB, Çin'in aşırı kapasite yaratarak Avrupa endüstrisine zarar verdiğini iddia ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu ticari gerilim, Avrupa ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden tanımlandığı bir döneme işaret ediyor. AB, Çin'in pazar erişimi karşılığında Avrupa teknolojisine açılım sağlamasını beklerken, Çin ise kendi yerli endüstrilerini korumak istiyor. Özellikle yenilenebilir enerji, dijital ekonomi ve savunma alanlarında rekabet kızışıyor. Çin'in 'İpek Yolu' projesi kapsamında Orta ve Doğu Avrupa ile bağlarını güçlendirmesi, Batı Avrupa'da endişe yaratıyor. Öte yandan, Almanya gibi ihracata dayalı ekonomiler Çin pazarına erişimi kaybetmek istemiyor. Bu nedenle AB içinde ticaret politikasının ne kadar sert olması gerektiği konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Çin-AB ticaret savaşlarından doğrudan etkilenmese de dolaylı etkiler hissedebilir. Çin'in Avrupa'ya yönelik yatırımlarının yavaşlaması, Türkiye'nin Asya ile ticaret köprüsü olma stratejisini etkileyebilir. Ayrıca AB'nin Çin'e karşı korumacı önlemleri, Türk ihracatçıları için yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak Türkiye'nin Çin ile ticaret açığı ve gümrük birliği anlaşmaları dikkate alındığında, küresel korumacılığın artması Türkiye için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin hem AB hem de Çin ile dengeli bir dış politika izlemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.