Almanya'da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde elde ettiği oy artışı, Avrupa genelinde popülist aşırı sağın yükselişinin son halkası olarak değerlendiriliyor. Uluslararası ilişkiler editörü Philip Turle ve Fransa'nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin üç daimi üyesi olan Çin, Birleşik Krallık ve Rusya nezdindeki ilk kadın büyükelçisi Sylvie Bermann, bu trendi değerlendirmek üzere bir araya geldi. Uzmanlar, AfD'nin başarısının tek başına bir olay olmadığını, Avrupa çapında yükselen bir dalganın parçası olduğunu vurguluyor. "Hepimiz krizdeyiz" ifadesi, kıta genelinde ana akım siyasetin karşı karşıya olduğu meşruiyet krizine işaret ediyor.
AfD'nin Saksonya-Anhalt Zaferi ve Arka Planı
Almanya'nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan seçimlerde AfD, oylarını önemli ölçüde artırarak ana akım partileri geride bıraktı. Bu sonuç, partinin özellikle göçmen karşıtı söylemi ve AB şüpheciliğiyle tabanını genişlettiğini gösteriyor. Saksonya-Anhalt, Almanya'nın en yoksul eyaletlerinden biri olarak biliniyor ve ekonomik sıkıntılar, işsizlik ve göçmen entegrasyonu gibi sorunlar seçmen davranışını etkiliyor. AfD'nin başarısı, sadece doğu eyaletleriyle sınırlı değil; batıda da benzer eğilimler gözlemleniyor.
Fransa'da Ulusal Birlik (Rassemblement National) lideri Marine Le Pen, 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde önemli bir oy oranına ulaşmıştı. İtalya'da Giorgia Meloni liderliğindeki İtalya'nın Kardeşleri (Fratelli d'Italia) partisi iktidara geldi. İsveç'te İsveç Demokratları (Sverigedemokraterna) hükümet ortağı oldu. Finlandiya'da Gerçek Finler (Perussuomalaiset) koalisyonda yer alıyor. Macaristan'da Viktor Orban'ın Fidesz partisi yıllardır iktidarda. Polonya'da Hukuk ve Adalet (PiS) partisi son seçimlerde iktidarı kaybetmiş olsa da etkisini sürdürüyor. Bu tablo, Avrupa'da aşırı sağın ana akımlaştığını gösteriyor.
Sylvie Bermann, diplomatik kariyeri boyunca Avrupa'nın karşılaştığı krizleri yakından izlemiş bir isim. Çin, Birleşik Krallık ve Rusya gibi kritik başkentlerde büyükelçilik yapmış olması, ona geniş bir perspektif kazandırıyor. Bermann'ın değerlendirmeleri, Avrupa'nın iç dinamiklerinin küresel güç dengeleriyle nasıl etkileştiğini anlamak açısından önem taşıyor. Philip Turle ise uluslararası ilişkiler alanındaki deneyimiyle, bu trendin transatlantik ilişkiler ve NATO üzerindeki olası etkilerine dikkat çekiyor.
Avrupa ve Küresel Boyut
Aşırı sağın yükselişi, Avrupa Birliği'nin temel değerleri ve genişleme perspektifi açısından ciddi soru işaretleri yaratıyor. Göç politikaları, iklim değişikliğiyle mücadele ve Ukrayna'ya destek gibi konularda üye ülkeler arasında görüş ayrılıkları derinleşiyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası oluşan birlik görüntüsü, ekonomik sıkıntılar ve enerji kriziyle birlikte aşınmaya başladı. Aşırı sağ partiler, genellikle Rusya ile daha yakın ilişkiler kurulmasından yana tavır alıyor ve AB'nin yaptırım politikalarını sorguluyor.
Bu durum, NATO'nun güney kanadı ve Avrupa'nın güvenlik mimarisi üzerinde de etkili olabilir. ABD'nin Avrupa'daki liderliği, özellikle Donald Trump'ın olası yeniden seçilmesi durumunda daha da tartışmalı hale gelebilir. Avrupa'da aşırı sağın güçlenmesi, transatlantik ilişkilerde yeni gerilimlere yol açabilir. Ayrıca, göçmen karşıtı politikaların sertleşmesi, Türkiye gibi göçmen gönderen ülkelerle ilişkileri de etkileyebilir.
Ekonomik açıdan bakıldığında, aşırı sağ partiler genellikle korumacı ve milliyetçi ekonomi politikaları savunuyor. Bu durum, Avrupa'nın tek pazar yapısını ve serbest ticaret anlaşmalarını zayıflatabilir. Özellikle Almanya gibi ihracat odaklı ekonomilerde, aşırı sağın yükselişi, iş dünyası için belirsizlik yaratıyor. Avrupa Merkez Bankası'nın para politikaları ve maliye politikaları üzerindeki siyasi baskılar artabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'da aşırı sağın yükselişi, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini doğrudan etkiliyor. Göçmen karşıtı söylemler, Türkiye'deki mültecilere yönelik Avrupa desteğini azaltabilir ve 2016 tarihli Göç Anlaşması'nın geleceğini belirsizleştirebilir. Ayrıca, aşırı sağ partilerin Türkiye karşıtı tutumları, AB üyelik müzakerelerini daha da zorlaştırabilir. Türkiye, bu trende karşı Avrupa'daki Türk diasporası ve ilerici siyasi partilerle işbirliğini güçlendirmeli. Ekonomik olarak, Avrupa'daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olan AB ile ticari ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Savunma alanında ise, NATO içindeki uyum sorunları Türkiye'nin güvenlik politikalarını yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.