Avrupa'da aşırı sağ partilere verilen destek, 1995 yılından bu yana yaklaşık beş kat artarak her dört seçmenden birine ulaştı. 150'den fazla siyaset bilimcinin katılımıyla yapılan kapsamlı bir analiz, kıta genelinde aşırı sağın yükselişini gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre, 1995'te Avrupa'da aşırı sağ partilere oy verenlerin oranı yüzde 5 civarındayken, bu oran günümüzde yüzde 24'e ulaşmış durumda. Bu artış, özellikle son on yılda hız kazandı.
Yükselişin arka planı: Göç, ekonomik kriz ve kimlik siyaseti
Araştırmacılar, bu yükselişin arkasında bir dizi faktörün bulunduğunu belirtiyor. Göç dalgaları, 2008 küresel mali krizi ve ardından gelen kemer sıkma politikaları, geleneksel sol partilerin işçi sınıfıyla bağını zayıflattı. Aynı zamanda, Avrupa Birliği'nin egemenlik tartışmaları ve kültürel kimlik endişeleri de aşırı sağın söylemlerine zemin hazırladı.
Analize göre, aşırı sağ partiler en büyük desteği Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda ve Avusturya gibi ülkelerde alıyor. Fransa'da Marine Le Pen'in Ulusal Birlik'i, Almanya'da Alternatif für Deutschland (AfD), İtalya'da Giorgia Meloni liderliğindeki İtalya'nın Kardeşleri, Hollanda'da Geert Wilders'ın Özgürlük Partisi ve Avusturya'da Özgürlük Partisi (FPÖ) anketlerde yüksek oy oranlarına ulaşıyor.
Bölgesel ve küresel etkileri: AB'nin geleceği tehlikede
Aşırı sağın yükselişi, yalnızca ulusal siyasetleri değil, Avrupa Birliği'nin bütünlüğünü ve karar alma mekanizmalarını da tehdit ediyor. AB karşıtı söylemleriyle bilinen bu partiler, Brüksel'in yetkilerinin kısıtlanmasını ve ulusal egemenliğin güçlendirilmesini savunuyor. Haziran 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağın daha da güçlenmesi bekleniyor. Bu durum, AB'nin göç, iklim değişikliği ve genişleme gibi temel politika alanlarında karar almasını zorlaştırabilir.
Uzmanlar, bu eğilimin sadece Avrupa'yla sınırlı kalmadığını, ABD ve diğer Batılı ülkelerde de popülist ve otoriter hareketlerin güç kazandığını vurguluyor. Ancak Avrupa'daki aşırı sağ partiler, kendi aralarında da bölünmüş durumda. Kimi Rusya yanlısı bir politika izlerken, kimi NATO ve ABD ile ilişkileri sorguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'da aşırı sağın yükselişi, Türkiye açısından doğrudan ve dolaylı sonuçlar doğuruyor. Doğrudan etki, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin daha da zorlaşması; çünkü aşırı sağ partiler genellikle Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkıyor. Ayrıca, bu partilerin göçmen karşıtı söylemleri, Türk kökenli vatandaşların yaşadığı ülkelerde toplumsal gerilimleri artırabilir. Dolaylı olarak ise, AB içinde Türkiye'ye yönelik yaptırım veya sert politika talepleri güçlenebilir. Ancak, aşırı sağın AB'nin dağılmasına yol açması durumunda, Türkiye için yeni fırsatlar da doğabilir; güçlü bir AB yerine ulus devletlerle ikili ilişkiler öne çıkabilir. Bu nedenle Türkiye, Avrupa'daki siyasi dalgalanmayı yakından izlemeli ve esnek bir dış politika izlemelidir.