Avrupa'daki ABD müttefikleri, 11 Eylül 2001 saldırılarının yıl dönümünde transatlantik bağların önemini bir kez daha vurguladı. Saldırıların ardından NATO, tarihinde ilk kez 5. Madde'yi işleterek ABD'ye destek verirken, Avrupa ülkeleri Afganistan'dan Irak'a kadar geniş bir yelpazede Washington'a askeri ve siyasi destek sağlamıştı. Bugün ise Avrupa, ABD'nin uluslararası taahhütlerden çekilme eğiliminin yarattığı belirsizlikle boğuşuyor.
11 Eylül Sonrası Transatlantik İlişkilerin Dönüm Noktaları
11 Eylül saldırıları, Soğuk Savaş sonrası transatlantik ilişkilerde bir dönüm noktası oldu. NATO, 12 Eylül 2001'de 5. Madde'yi işleterek kolektif savunma ilkesini hayata geçirdi. Avrupa ülkeleri, ABD'nin Afganistan operasyonuna geniş destek verdi; NATO bünyesinde Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (ISAF) oluşturuldu ve Avrupa ülkeleri burada önemli roller üstlendi. Ancak 2003'te Irak işgali, başta Almanya ve Fransa olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin karşı çıkmasıyla transatlantik ittifakta ilk büyük çatlağı yarattı.
Buna rağmen, Avrupa ve ABD güvenlik kurumları arasındaki iş birliği istihbarat paylaşımı, terörle mücadele ve askeri operasyonlarda devam etti. 2011'de Libya müdahalesi, Fransa ve İngiltere'nin öncülüğünde NATO şemsiyesi altında gerçekleşirken, ABD "arkadan liderlik" stratejisi izledi. Bu dönemde transatlantik bağlar, ortak tehdit algıları etrafında şekillendi.
ABD'nin Geri Çekilme Eğilimi ve Avrupa'nın Endişeleri
Son yıllarda ABD'nin dış politikada yaşadığı içe dönüş, Avrupa başkentlerinde derin endişe yaratıyor. Donald Trump döneminde başlayan ve Joe Biden yönetiminde de kısmen devam eden bu eğilim, özellikle Afganistan'dan çekilme süreciyle somutlaştı. 2021'de ABD'nin Afganistan'dan askerlerini çekmesi, Avrupa'nın kendi güvenlik mimarisini sorgulamasına neden oldu. Avrupa Birliği, "stratejik özerklik" kavramını daha güçlü bir şekilde tartışmaya başladı.
Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, transatlantik bağların yeniden canlanmasına yol açtı. NATO, Finlandiya ve İsveç'in katılımıyla genişledi; Avrupa ülkeleri savunma harcamalarını artırdı. Ancak ABD'nin uzun vadeli taahhütleri konusundaki belirsizlik sürüyor. Avrupa, kendi savunma kapasitesini güçlendirmeye çalışırken, Washington'un desteğinin kritik olduğunu kabul ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 11 Eylül sonrası dönemde NATO üyesi olarak hem ABD hem de Avrupa ile ilişkilerini dengelemeye çalıştı. Afganistan'da ISAF'a asker sağlayan Türkiye, Irak işgaline ise karşı çıkarak transatlantik ittifak içinde farklı bir pozisyon aldı. Bugün ise ABD'nin geri çekilme eğilimi ve Avrupa'nın stratejik özerklik arayışı, Türkiye'nin dış politikasında yeni fırsatlar ve riskler yaratıyor. Türkiye, Batı ile ilişkilerini yeniden tanımlarken, aynı zamanda Rusya ve Orta Doğu'da etkin bir aktör olma stratejisini sürdürüyor. Avrupa'nın savunma alanında kendi ayakları üzerinde durma çabası, Türkiye'nin AB ve NATO içindeki konumunu da etkileyebilir. Ankara, hem transatlantik bağları korumak hem de stratejik özerkliğini güçlendirmek arasında hassas bir denge kurmak zorunda.