İsrail, Lübnan ve Suriye sınırındaki askeri ateşkes anlaşmalarını, sivil yerleşim birimleri inşa ederek kalıcı hale getiriyor. Middle East Eye'ın haberine göre, İsrail hükümeti Golan Tepeleri'ndeki askeri varlığını genişletirken, Lübnan sınırında da yeni güvenlik noktaları oluşturuyor. Bu strateji, uluslararası hukuka aykırı olmasına rağmen, İsrail'in bölgedeki fiili kontrolünü pekiştiriyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail, 1967 Arap-İsrail savaşından bu yana Golan Tepeleri'ni işgal altında tutuyor. 1981'de bu bölgeyi tek taraflı olarak ilhak eden İsrail, uluslararası toplumun tepkisine rağmen bu adımdan geri adım atmadı. Şimdi ise, Suriye iç savaşının zayıflattığı devlet yapısını fırsat bilerek, Golan'da yeni yerleşim birimleri inşa ediyor.
Lübnan sınırında ise, 2006'daki ateşkesten bu yana İsrail, sınır boyunca güvenlik duvarları ve askeri noktalar inşa ediyor. UNIFIL (Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü) raporlarına göre, İsrail'in Lübnan topraklarına yönelik ihlalleri son yıllarda arttı. Bu yapılanma, ateşkesi korumaktan çok, İsrail'in gücünü pekiştirme amacı taşıyor.
Bölgesel boyut
İsrail'in bu politikası, bölgede yaşayan Filistinli mültecilerin geri dönüş umutlarını azaltıyor. Suriye'deki savaşın ardından, İsrail, Golan'ı daha da kolonize ederek bu bölgenin ileride Suriye'ye geri verilme ihtimalini neredeyse sıfırlıyor. Benzer şekilde, Lübnan'daki Şebaa Çiftlikleri gibi tartışmalı bölgelerde de İsrail'in kalıcı hale gelmesi, bölgesel barış sürecini olumsuz etkiliyor.
Bu durum, BM Güvenlik Konseyi'nin 242 ve 338 sayılı kararlarını açıkça ihlal ediyor. ABD'nin İsrail'e verdiği sürekli destek, bu ihlallerin cezasız kalmasına yol açıyor. Rusya ve Çin ise, diplomatik kınama dışında somut bir adım atmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in bu politikalarını Filistin davasına ve bölgesel istikrara yönelik bir tehdit olarak görüyor. Ankara, Golan Tepeleri'nin ilhakını tanımadığını defalarca beyan etmiş olsa da, fiili durum karşısında eli kolu bağlı kalıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve Suriye'deki askeri varlığı açısından da risk oluşturuyor. İsrail'in sınırlarını genişletmesi, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz alanını daraltabilir ve yeni bir mülteci dalgası yaratabilir.