Afganistan'dan Tayvan'a kadar Asya genelinde etkisini gösteren olağanüstü yağışlar, yıkıcı sel ve tayfunlara yol açarken, uzmanlar bu durumun iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinin bir göstergesi olduğunu belirtiyor. Bölgede on binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kalırken, altyapı büyük hasar gördü. Doğu Afganistan'ın uzak Dur Baba ilçesinde yaşayan inşaat işçisi Anar Gul, "10 gün 10 gece boyunca hiç durmadan yağmur yağdı, hayatımda böyle bir şey görmemiştim" diyerek durumun vahametini gözler önüne seriyor.
Rekor yağışlar ve sellerin bilançosu
Son haftalarda Asya'nın farklı bölgelerinde mevsim normallerinin çok üzerinde yağışlar kaydedildi. Afganistan'da ani sellerde en az 300 kişi hayatını kaybetti, binlerce ev yıkıldı veya hasar gördü. Pakistan'da ise özellikle Belucistan ve Pencap eyaletlerinde etkili olan muson yağmurları, geniş tarım arazilerini sular altında bıraktı. Hindistan'ın kuzeydoğu eyaletlerinde ve Bangladeş'te de durum benzer; milyonlarca insan sel suları nedeniyle mahsur kaldı.
Tayvan'da ise son 50 yılın en şiddetli tayfunu olarak nitelendirilen Koinu tayfunu, adanın güneyinde büyük hasara yol açtı. Saatteki hızı 200 kilometreyi aşan rüzgarlar, ağaçları kökünden söktü, elektrik hatlarını devirdi ve yüzlerce uçuşun iptal edilmesine neden oldu. Japonya'nın güneyindeki Okinawa adaları da tayfunun etkisiyle şiddetli yağış ve fırtınalarla karşı karşıya kaldı.
İklim değişikliği ve bölgesel kırılganlık
Bilim insanları, atmosferdeki sıcaklık artışının daha fazla nem tutmasına yol açtığını ve bunun da aşırı yağış olaylarını sıklaştırdığını vurguluyor. Asya, dünya nüfusunun önemli bir kısmını barındırması ve tarıma dayalı ekonomileri nedeniyle bu tür iklim felaketlerine karşı özellikle kırılgan bir konumda. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, bölgede milyonlarca insan sel, kuraklık ve fırtınalar nedeniyle her yıl yerinden edilmektedir.
Uzmanlar, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele için daha fazla finansal desteğe ihtiyaç duyduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca, erken uyarı sistemlerinin ve altyapının iklim direncinin artırılmasının hayati önem taşıdığı belirtiliyor. Özellikle Bangladeş ve Hindistan gibi yoğun nüfuslu bölgelerde, sel riskine karşı şehir planlamasının ve su yönetiminin yeniden ele alınması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, küresel iklim değişikliğinin yalnızca belirli bölgeleri değil, tüm dünyayı etkileyebilecek boyutlara ulaştığını göstermektedir. Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle benzer aşırı hava olayları riskiyle karşı karşıyadır. Özellikle Karadeniz Bölgesi'nde yaşanan seller ve Akdeniz kıyılarındaki orman yangınları, bu riskin somut örnekleridir. Bu nedenle, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını güçlendirmesi, afet yönetimi altyapısını modernize etmesi ve uluslararası iklim fonlarından daha fazla yararlanması gerekmektedir. Ayrıca, Asya'daki bu tür felaketlerin küresel tedarik zincirlerine etkisi, Türkiye'nin dış ticaretinde de dolaylı olarak hissedilebilir.