ABD borsalarının son altı yılın en güçlü çeyreğini tamamlamasının ardından Asya hisse senetlerinin Çarşamba günü yükseliş kaydetmesi bekleniyor. Yatırımcılar, çip üreticilerindeki rallinin yanı sıra ABD ekonomisinin dirençli yapısına dair işaretlerle kurumsal kazanç beklentilerinin arttığı bir döneme girdi. Salı günü Wall Street'te Nasdaq 100 endeksi yüzde 1,2, S&P 500 ise yüzde 0,7 yükselirken, teknoloji ağırlıklı endekslerdeki bu artış Asya seansına pozitif bir hava getirdi. Tokyo, Seul ve Şanghay vadeli işlemleri yükselişe işaret ederken, yatırımcı gözü Çin'in ekonomik toparlanma hızına ve ABD'nin faiz politikasına çevrilmiş durumda.
ABD Borsalarında Parıltılı Bir Çeyrek
ABD hisse senetleri, 2023'ün ilk çeyreğini Mart 2017'den bu yana en iyi performansla kapattı. S&P 500 Endeksi, yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 7, Nasdaq 100 ise yüzde 20'nin üzerinde değer kazandı. Bu yükselişin temel itici gücü, yapay zeka alanındaki heyecan ve Nvidia, AMD, Intel gibi yarı iletken üreticilerindeki güçlü kazanç raporları oldu. Aynı zamanda, ABD'de zayıflamak bilmeyen iş gücü piyasası ve beklentileri aşan tüketici harcamaları, resesyon korkularını geri plana itti. Atlanta Fed'in GDPNow modeli, ilk çeyrek büyümesinin yıllık bazda yüzde 3,2 gibi güçlü bir seviyede gerçekleşebileceğine işaret ediyor. Ancak buna rağmen, bankacılık sektöründeki kırılganlıklar ve devam eden enflasyon endişeleri, piyasalardaki iyimserliğin sorgulanmasına neden oluyor.
Asya'da Bölgesel Dinamikler ve Küresel Etkiler
Asya piyasalarındaki yükseliş beklentisi, yalnızca ABD'deki olumlu havadan değil, aynı zamanda Çin'in ekonomiye ilişkin attığı adımlardan da besleniyor. Çin Merkez Bankası'nın bu hafta açıklayacağı faiz kararı ve yeni teşvik önlemleri, bölge ülkeleri için kritik bir sinyal niteliği taşıyor. Hong Kong ve Şanghay borsaları, Çin'in Kovid-19 kısıtlamalarını kaldırmasının yarattığı toparlanma umuduyla bir miktar toparlanmış durumda. Güney Kore'de ise yarı iletken devi Samsung'un beklentileri aşan kar açıklaması, teknoloji hisselerindeki iyimserliği pekiştirdi. Öte yandan, Japonya'da Merkez Bankası'nın gevşek para politikasını sürdüreceği yönündeki sinyaller, yenin zayıflamasına ve ihracatçı hisselerine destek oluyor. Küresel piyasalarda bu olumlu seyir, yatırımcıların risk iştahını artırırken, dolar endeksinin gerilemesi gelişmekte olan ülke para birimlerine de yaradı. Ancak OPEC+'ın sürpriz petrol kesintileri, enerji maliyetlerini yeniden yukarı çekerek enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel piyasalardaki bu olumlu hava, Türk finans piyasaları için de kısa vadede olumlu bir rüzgar yaratabilir. ABD'de güçlü kurumsal kazançlar ve Asya'daki yükseliş, gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahını artırarak portföy akışlarını hızlandırabilir. Bu durum, Borsa İstanbul'da yükselişi tetikleyebileceği gibi, TL varlıklarına olan talebi de artırabilir. Ancak Türkiye'nin yapısal sorunları (yüksek enflasyon, cari açık) ve seçim belirsizliği, küresel iyimserliğe rağmen kalıcı bir iyileşme için yeterli olmayabilir. Ayrıca, petrol fiyatlarındaki artış, enerji ithalatçısı Türkiye için maliyet baskısını artırarak dış dengedeki kırılganlığı derinleştirebilir. Bu nedenle, küresel iyimserlik Türkiye'ye ivme kazandırsa da, yatırımcıların temkinli olması gereken bir dönemden geçiliyor.