Asya borsaları, 7 Mart 2025'te teknoloji hisselerinde yaşanan küresel çaptaki satış dalgasının etkisiyle sert bir düşüş kaydetti. Güney Kore'nin Kospi endeksinde panik satışlarını önlemek amacıyla bu hafta üçüncü kez işlemler geçici olarak durduruldu. Japonya'nın Nikkei 225 endeksi yüzde 3,2, Hong Kong'un Hang Seng endeksi ise yüzde 2,8 değer kaybetti. Çin'in Şanghay Bileşik Endeksi de yüzde 1,9 geriledi. Düşüşün temel nedeni, ABD'de teknoloji hisselerindeki değer kaybının Asya piyasalarına sıçraması olarak gösteriliyor.
Küresel Piyasalarda Satış Dalgası
Teknoloji hisselerindeki düşüş, ABD'de yapay zeka ve yarı iletken şirketlerinin kazanç beklentilerinin altında kalmasıyla başladı. Nvidia, AMD ve Intel gibi büyük teknoloji firmalarının hisseleri hafta başından bu yana ortalama yüzde 5-7 arasında değer kaybetti. Bu durum, Asya'daki teknoloji devlerini de olumsuz etkiledi. Güney Kore'de Samsung Electronics yüzde 4,1, SK Hynix yüzde 5,3 düşerken; Japonya'da Tokyo Electron yüzde 6,2 geriledi. Tayvan'ın TSMC hisseleri de yüzde 3,8 değer kaybetti.
Bölgesel Piyasalarda Alınan Önlemler
Güney Kore Maliye Bakanlığı, piyasalardaki aşırı oynaklığa karşı önlem almak için acil bir toplantı düzenledi. Kospi endeksinde bu hafta üç kez devre kesici mekanizması devreye girerken, yetkililer fon yöneticilerine panik satışlarından kaçınmaları çağrısında bulundu. Japonya Merkez Bankası da piyasalara likidite sağlamak için tahvil alımlarını artırdı. Çin ise devlet fonları aracılığıyla piyasaya müdahale sinyali verdi. Analistler, Asya borsalarındaki bu düşüşün, küresel ekonomik yavaşlama endişeleri ve faiz artırım beklentileriyle birleştiğinde daha da derinleşebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Asya borsalarındaki bu sert düşüş, Türkiye'nin ihracat pazarları ve sermaye akımları açısından risk oluşturuyor. Türkiye’nin Asya’ya yaptığı ihracatın önemli bir kısmını otomotiv, tekstil ve kimya ürünleri oluşturuyor. Talepteki daralma, bu sektörleri olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, risk iştahındaki azalma gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırabilir. Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı göz önüne alındığında, bu durum kısa vadede döviz kurları ve faizler üzerinde baskı yaratabilir.