Asya-Pasifik borsaları, yatırımcıların yüksek seyreden tahvil getirileri ve artan petrol fiyatlarının küresel ekonomik büyümeyi olumsuz etkilemesinden endişe etmesiyle haftanın ilk işlem gününde sert düşüşler kaydetti. Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,9 değer kaybederken, Hong Kong Hang Seng endeksi yüzde 2,1, Güney Kore Kospi endeksi ise yüzde 1,7 geriledi. Çin’in Şanghay Bileşik Endeksi de yüzde 0,8 düşüşle günü tamamladı. Bölgedeki işlem hacimlerinin görece düşük olmasına rağmen, satış baskısının yaygın olduğu görüldü.
Petrol Fiyatları ve Tahvil Getirilerindeki Yükselişin Nedenleri
Asya piyasalarındaki bu sert satışların arkasında, küresel piyasalarda etkili olan iki ana faktör bulunuyor. İlk olarak, petrol fiyatları, başta Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler olmak üzere arz endişeleriyle yükselişini sürdürüyor. Brent tipi ham petrolün varil fiyatı 85 doların üzerine çıkarak son birkaç ağın en yüksek seviyesini gördü. Bu artış, enerji ithalatçısı olan birçok Asya ekonomisi için maliyet baskılarını artırıyor ve enflasyonist bir risk oluşturuyor.
İkinci olarak, gelişmiş ülkelerin tahvil getirileri, özellikle ABD 10 yıllık Hazine tahvili getirisi yüzde 4,5’in üzerinde seyrediyor. Bu durum, özellikle teknoloji ve büyüme hisseleri üzerinde baskı oluşturuyor. Yatırımcılar, merkez bankalarının faiz oranlarını beklenenden daha uzun süre yüksek tutacağına kesin gözüyle bakıyor. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu yıl içinde faiz indirimine gideceğine yönelik beklentiler giderek azalırken, küresel likidite koşullarının sıkı kalacağı öngörülüyor. Bu da riskli varlıklardan çıkışı hızlandırıyor.
Bölgesel ve Küresel Piyasalara Etkisi
Japonya’da Nikkei endeksindeki düşüşte, teknoloji hisselerindeki satışlar etkili oldu. Özellikle yarı iletken sektörü, ABD’nin Çin’e yönelik ek ihracat kısıtlamalarına ilişkin haberlerin ardından baskı altında kaldı. Güney Kore’de Samsung Electronics ve SK Hynix gibi devlerin hisselerinde belirgin kayıplar yaşandı. Hong Kong’da ise emlak sektöründeki zayıflığın yanı sıra Çin ekonomisindeki yavaşlama endişeleri satışları derinleştirdi.
Analistler, küresel piyasalardaki bu dalgalanmaların yakından izlenmesi gerektiğini vurguluyor. High-frequency Economics’in baş ekonomisti Carl Weinberg, “Piyasalar, merkez bankalarının söylemleri ile ekonomik veriler arasındaki uyumsuzluğu fiyatlıyor. Petrol fiyatlarındaki artış, enflasyonist baskıları yeniden canlandırabilir ve merkez bankalarının elini zorlaştırabilir” dedi. Küresel ekonomik görünüme ilişkin belirsizlikler, özellikle ihracata dayalı Asya ekonomileri için risk oluşturmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye ekonomisi açısından dolaylı ancak önemli etkiler barındırıyor. Yüksek petrol fiyatları, Türkiye’nin enerji ithalatını artırarak cari açık üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca küresel tahvil getirilerindeki yükseliş, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarını hızlandırabilir; bu durum Türk lirası üzerinde değer kaybı baskısını artırabilir. Ancak Türkiye’nin ihracat pazarlarındaki büyüme yavaşlarsa, bu durum Türk ihracatçılarını da olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, enflasyonla mücadelede ithal enerji maliyetlerindeki artış, ek zorluklar yaratabilir. TCMB’nin sıkılaştırma adımları ise lirayı desteklemeye devam edebilir, ancak küresel risk iştahındaki azalma, Türkiye gibi gelişen piyasalar için risk primlerini yukarı çekebilir.