Arnavutluk'un güney kıyılarında, koruma altındaki bir doğal alanda ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı lüks bir tatil köyü inşa edilmesine karşı düzenlenen gece protestoları, 35'inci geceye ulaştı. Her akşam binlerce Arnavut, başkent Tiran başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında bir araya gelerek projenin iptalini talep ediyor. Gösteriler, başlangıçta bir çevre hareketi olarak doğdu ancak kısa sürede yolsuzluk, şeffaflık ve yabancı yatırımların denetimi gibi daha geniş siyasi talepleri kapsayan kitlesel bir harekete dönüştü.
Projenin Arka Planı ve Tartışmalar
Söz konusu tatil köyü, Arnavutluk'un Adriyatik ve İyon kıyılarının kesiştiği noktada, nadir bitki türlerine ve kuş göç yollarına ev sahipliği yapan bir lagün bölgesinde planlanıyor. Proje, 2019 yılında Jared Kushner'ın aile şirketi tarafından satın alınan bir arazi üzerinde, 120 dönümlük bir alana yayılacak şekilde tasarlandı. İnşaatın başlaması için gerekli çevresel etki değerlendirmesinin (ÇED) usulsüz yapıldığı ve bölgenin ekolojik dengesine geri dönülemez zararlar vereceği iddia ediliyor. Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, projenin imar izinlerinin hükümetin üst düzey yetkilileri tarafından aceleyle çıkarıldığını ve sürecin şeffaf olmadığını savunuyor. Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ise projenin yasal olduğunu ve ülkeye önemli bir turizm geliri sağlayacağını belirterek protestoları 'dış güçlerin kışkırttığı' bir kalkışma olarak nitelendirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Protestolar, yalnızca bir çevre sorunu olmanın ötesinde, Arnavutluk'ta yabancı yatırımların denetimi ve hukukun üstünlüğü konularında ciddi soru işaretleri doğuruyor. Kushner'ın Trump yönetimindeki görevi ve ailesinin uluslararası bağlantıları, bu projeyi ABD-Arnavutluk ilişkilerinin bir sınavı haline getiriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili doğrudan bir yorum yapmazken, Tiran Büyükelçiliği'nin protestoları 'barışçıl ifade özgürlüğü' kapsamında izlediği bildirildi. Öte yandan, Avrupa Birliği, Arnavutluk'un aday ülke statüsüne atıfla, çevresel mevzuata uyulması ve yatırım süreçlerinde şeffaflığın sağlanması çağrısında bulundu. Benzer doğa koruma mücadeleleri, Karadağ, Hırvatistan ve Yunanistan'da da yaşanırken, Batı Balkanlar'da turizmin altın çağında doğal alanların korunması ile ekonomik kalkınma arasındaki gerilim giderek artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Arnavutluk'taki bu protestolar, Türkiye için iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, Türkiye'nin Batı Balkanlar'daki yatırımları ve diplomatik nüfuzu göz önüne alındığında, benzer çevresel ve hukuki tartışmalar Türk yatırımlarını da etkileyebilir. Özellikle enerji, altyapı ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren Türk şirketleri, Arnavutluk'ta artan kamu denetimi ve sivil toplum baskısı karşısında daha dikkatli hareket etmek zorunda kalabilir. İkincisi, Kushner bağlantısı nedeniyle ABD'nin bölgeye ilgisi artarken, Türkiye'nin Arnavutluk'taki mevcut etkisi (okullar, hastaneler, ticaret hacmi) bu süreçte stratejik bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Ankara'nın, Tiran yönetimiyle iyi ilişkilerini korurken, çevre ve hukuk konularında yapıcı bir arabulucu rolü üstlenmesi, hem bölgesel istikrar hem de Türk yatırımlarının sürdürülebilirliği açısından faydalı olabilir.