Arjantin, 14 ve 17 yaşlarındaki iki genç kızın birkaç gün arayla vahşice öldürülmesinin ardından derin bir öfke ve yas içinde. Ülke genelinde düzenlenen protestolarda hükümetin kadın cinayetlerine karşı yetersiz kaldığı eleştirileri yükselirken, bu vahşet olayları Güney Amerika ülkesinde giderek büyüyen bir krizi gözler önüne seriyor. Cesetleri sadece iki gün arayla bulunan genç kızların ölümleri, Arjantin'de her 30 saatte bir kadının öldürüldüğü karanlık tabloyu yeniden hatırlattı.
İki vahşet, ortak bir kriz
Buenos Aires'te yaşayan 17 yaşındaki Brissa Palacios, 12 Mayıs'ta evinden ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamadı. Bir hafta sonra cesedi, şehir merkezine yakın bir terk edilmiş binada bulundu. Otopsi raporuna göre genç kız, boğularak öldürülmüştü. Sadece iki gün sonra, ülkenin kuzeyindeki Tucumán eyaletinde, 14 yaşındaki Florencia Robledo'nun cesedi, evine yakın bir arsada bulundu. Florencia'nın da boğulduğu ve cinsel saldırıya uğradığı belirlendi. Her iki olayda da şüpheliler gözaltına alınırken, toplum adalet çağrılarını sürdürüyor.
Bu cinayetler, Arjantin'de kadın cinayetlerinin sıradanlaştığı bir dönemde meydana geldi. 2023 yılında ülkede en az 300 kadın, cinsiyet temelli şiddet sonucu hayatını kaybetti. Sivil toplum kuruluşları, resmi rakamların gerçeği yansıtmadığını, çünkü birçok vakanın 'kadın cinayeti' olarak sınıflandırılmadığını belirtiyor. Her iki olay da sosyal medyada #NiUnaMenos (Bir Kadın Daha Eksik) etiketiyle geniş yankı buldu.
Küresel bir sorun, bölgesel bir yansıma
Arjantin, Latin Amerika'da kadın cinayetleri oranının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bölgede her gün en az 12 kadın cinsiyet temelli şiddet nedeniyle öldürülüyor. Bu durum, sadece Arjantin'i değil, tüm kıtayı etkileyen bir insan hakları krizi olarak değerlendiriliyor. Meksika, Brezilya ve Honduras gibi diğer Latin Amerika ülkelerinde de benzer oranlar görülüyor. Arjantin'de 2015'te başlayan Ni Una Menos hareketi, geniş katılımlı protestolarla hükümeti önlem almaya zorlamış, ancak yasal düzenlemelerin uygulamada yetersiz kaldığı belirtiliyor.
Bu son olaylar, hükümete yönelik eleştirileri artırdı. Devlet Başkanı Alberto Fernández, kadın cinayetleriyle mücadele için yeni bir ulusal plan açıkladı, ancak muhalefet ve aktivistler bunun yeterli olmadığını söylüyor. Arjantinli feminist gruplar, polis ve yargı sisteminin toplumsal cinsiyet temelli şiddeti ciddiye almadığını, bu nedenle faillerin çoğu zaman cezasız kaldığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Arjantin'deki kadın cinayetleri, Türkiye'de de benzer bir sorunla karşı karşıya olan bir ülke olarak dikkatle izleniyor. Türkiye'de 2024 itibarıyla en az 200 kadın öldürülürken, Arjantin'deki vahşet olayları, kadın cinayetleriyle mücadelede ortak zorlukları gösteriyor. Her iki ülke de artan feminisit hareketler ve muhafazakar direnç arasında sıkışmış durumda. Bu gelişme, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin ardından kadın cinayetleri konusunda uluslararası kamuoyunda daha fazla eleştiri almasına yol açabilir. Ayrıca, Latin Amerika'daki kadın hakları mücadeleleri, Türk sivil toplum örgütleri için ilham kaynağı olabilir. Ancak doğrudan bir ekonomik veya güvenlik etkisi bulunmamaktadır.