Arjantin hükümeti, 13 Ekim Salı günü, Falkland Adaları (Malvinas) yakınlarında Birleşik Krallık tarafından yetkilendirilen hidrokarbon faaliyetlerinin durdurulması amacıyla Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi'ne (ITLOS) geçici tedbir başvurusunda bulunduğunu açıkladı. Başvuru, iki ülke arasında onlarca yıldır süren egemenlik anlaşmazlığını yeniden alevlendirirken, enerji kaynakları üzerindeki gerilimi de uluslararası yargıya taşıyor.
Gelişmenin arka planı
Arjantin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, söz konusu başvurunun Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) çerçevesinde yapıldığı belirtildi. Açıklamada, İngiltere'nin adaların kuzeyindeki deniz alanlarında petrol ve doğalgaz arama ruhsatları verdiği ve bu faaliyetlerin Arjantin'in kıta sahanlığı üzerindeki haklarını ihlal ettiği savunuldu. Arjantin, 2013 yılında da benzer bir girişimde bulunmuş ancak o dönemde somut bir sonuç alınamamıştı.
Falkland Adaları, 1982'de Arjantin ile İngiltere arasında kısa süreli bir savaşa sahne olmuş, savaş İngiltere'nin zaferiyle sonuçlanmıştı. O günden bu yana adalar fiilen İngiltere'nin kontrolünde bulunuyor; ancak Arjantin, adalar üzerinde egemenlik iddiasını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne taraf olan her iki ülke de ITLOS'un yargı yetkisini kabul etmiş durumda. Uzmanlar, mahkemenin geçici tedbir kararı verip vermeyeceğinin belirsiz olduğunu, zira ITLOS'un genellikle acil ve geri dönülemez zarar riski bulunan durumlarda ihtiyati tedbir kararı aldığını hatırlatıyor.
İngiltere hükümeti henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Londra, daha önce Arjantin'in bölgedeki hidrokarbon faaliyetlerine ilişkin itirazlarını reddetmiş ve Falkland Adaları'nın kendi karasuları içinde kaynaklarını yönetme hakkına sahip olduğunu savunmuştu. Adalar yönetimi de petrol arama faaliyetlerinin yerel ekonomik kalkınma için hayati olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Arjantin'in başvurusu, Latin Amerika'da sol ve merkez sol hükümetlerin bölgesel egemenlik konularında daha aktif bir diplomasi izlediği bir döneme denk geliyor. Geçtiğimiz yıl iktidara gelen Arjantin Devlet Başkanı, seçim kampanyasında Falkland konusunda daha sert bir tutum izleyeceği sinyalini vermişti. Öte yandan İngiltere, Brexit sonrası deniz aşırı topraklarındaki ekonomik çıkarlarını korumaya öncelik veriyor.
Uluslararası hukuk çevreleri, ITLOS'un bu tür davalarda genellikle temkinli davrandığını ve egemenlik anlaşmazlıklarının çözümünde taraf olmadığını hatırlatıyor. Mahkeme, yalnızca deniz hukukundan kaynaklanan yükümlülükler çerçevesinde karar alabiliyor. Dolayısıyla Arjantin'in talebi, adaların egemenliğine ilişkin nihai bir çözüm getirmeyecek; ancak bölgedeki tek taraflı faaliyetlerin hukuki meşruiyetini sorgulayabilir. Karar, uluslararası kamuoyunda Falkland meselesinin yeniden görünürlük kazanmasına yol açabilir.
Enerji piyasaları açısından ise Falkland çevresindeki hidrokarbon rezervlerinin büyüklüğü henüz kanıtlanmış değil. İngiliz şirketleri, 2010'lu yıllarda bölgede arama çalışmaları yürütmüş ancak ticari üretime geçilememişti. Arjantin'in girişimi, potansiyel yatırımcıların hukuki risk algısını artırabilir ve bölgedeki arama faaliyetlerini yavaşlatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Falkland Adaları'ndaki egemenlik anlaşmazlığı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de deniz yetki alanları ve kıta sahanlığı konularında benzer hukuki tartışmaların yaşandığı Doğu Akdeniz'e paralellikler taşıyor. Arjantin'in ITLOS'a başvurusu, deniz hukuku yoluyla hak arama stratejisinin bir örneği olarak Türkiye'nin kendi denizcilik davalarında izlediği diplomasiye ışık tutabilir. Ayrıca Birleşik Krallık'ın deniz aşırı topraklardaki enerji faaliyetlerine verdiği destek, Türkiye'nin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz'deki egemenlik hakları konusundaki hassasiyetini teyit ediyor. Türkiye, benzer şekilde uluslararası hukuk zemininde haklarını savunma konusundaki kararlılığını sürdürüyor.