Avrupa Parlamentosu (AP) üyeleri, ABD'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik yaptırımlarına karşı Avrupa Birliği'ni harekete geçmeye çağırdı. POLITICO'nun elde ettiği ve Salı günü Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen'e gönderilen mektupta, AB yasa koyucuları, Birliğin yürütme organını UCM'yi ABD yaptırımlarına karşı kararlı bir şekilde savunmaya davet etti. Mektupta, "AB topraklarına yönelik bir dış saldırı" olarak nitelendirilen yaptırımların, "tüm imkanların acilen devreye sokulması" çağrısıyla kınandığı belirtildi.
Gelişmenin Arka Planı
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2002 yılında Roma Statüsü ile kurulmuş olup, soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçları gibi en ciddi uluslararası suçları yargılamakla görevlidir. ABD ise Roma Statüsü'ne taraf olmamakla birlikte, özellikle son yıllarda UCM'nin Amerikan askerleri ve müttefikleri aleyhine soruşturma açma ihtimaline karşı sert tutum almıştır. 2020 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump, UCM yetkililerine yaptırım uygulanmasını öngören bir kararname imzalamıştı. Joe Biden yönetimi bu yaptırımları kısmen kaldırmış olsa da, UCM'ye yönelik baskılar tamamen sona ermemişti. Son dönemde, UCM'nin İsrail ve Filistin topraklarındaki savaş suçlarına ilişkin soruşturma başlatması ve olası tutuklama emirleri, ABD Kongresi'nde tepkilere yol açmış ve bazı kongre üyeleri UCM'ye yaptırım uygulanmasını yeniden gündeme getirmiştir.
AP üyelerinin mektubu, bu arka plan çerçevesinde AB'nin tutumunu netleştirme çabası olarak değerlendiriliyor. Mektupta, ABD yaptırımlarının sadece UCM'yi değil, aynı zamanda AB'nin hukuk devleti ilkelerini ve uluslararası hukuka bağlılığını da hedef aldığı vurgulanıyor. Yasa koyucular, Komisyon'dan ABD ile diplomatik kanalları kullanarak yaptırımların geri çekilmesi için girişimde bulunmasını ve gerekirse misilleme tedbirleri almasını talep ediyor. Ayrıca, AB'nin UCM'ye destek beyanında bulunması ve üye devletlerin UCM ile işbirliğini güçlendirmesi isteniyor.
Mektubun, AP'nin farklı siyasi gruplarından geniş bir destek görmesi, AB içinde UCM'ye verilen önemin arttığını gösteriyor. Özellikle son yıllarda AB, uluslararası hukukun korunması ve çok taraflılığın güçlendirilmesi konusunda daha aktif bir politika izliyor. Bu bağlamda, UCM'ye yönelik herhangi bir dış müdahale, AB'nin temel değerlerine bir saldırı olarak algılanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırım tehditleri, uluslararası hukuk düzenine yönelik daha geniş bir meydan okumanın parçası. UCM, daimi bir uluslararası ceza mahkemesi olarak, devletlerin yargı yetkisinin ötesinde evrensel yargı yetkisine sahip. Ancak, büyük güçlerin (ABD, Çin, Rusya gibi) mahkemeye taraf olmaması ve zaman zaman mahkemeyi baskı altına alma girişimleri, kurumun etkinliğini zayıflatıyor. ABD'nin yaptırımları, diğer devletlere de benzer adımlar atma konusunda cesaret verebilir ve UCM'nin bağımsızlığını tehlikeye atabilir.
AB'nin bu konudaki tutumu, küresel aktör olarak normatif gücünü göstermesi açısından kritik. AB, UCM'yi savunarak, uluslararası hukukun üstünlüğünü ve çok taraflı kurumları desteklediğini ortaya koyuyor. Ancak, ABD ile ilişkilerde yeni bir gerilim hattı oluşabilir. Özellikle ticaret ve güvenlik alanlarında işbirliği içinde olan AB ve ABD arasında, UCM konusunun ciddi bir anlaşmazlık kaynağı haline gelmesi muhtemel.
Diğer yandan, UCM'ye destek veren ülkeler arasında Latin Amerika, Afrika ve Asya'dan da sesler yükseliyor. AB'nin öncülüğünde oluşturulacak geniş bir koalisyon, ABD'nin yaptırım politikalarını izole edebilir. Ancak, ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto yetkisi ve ekonomik gücü, böyle bir koalisyonun etkinliğini sınırlayabilir.
AB içinde de bazı üye devletlerin ABD ile ilişkileri zedelememek için daha temkinli bir tutum alabileceği belirtiliyor. Ancak, AP'nin çağrısı, AB'nin ortak bir ses çıkarması yönünde baskı oluşturuyor. Komisyon'un önümüzdeki günlerde konuya ilişkin bir açıklama yapması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'ye taraf olmamakla birlikte, son yıllarda uluslararası hukuk ve adalet mekanizmalarına daha fazla ilgi gösteriyor. ABD'nin UCM'ye yaptırım uygulaması, Türkiye'nin de karşı karşıya olduğu tek taraflı yaptırım tehditleri açısından dikkatle izlenmeli. Türkiye, ABD'nin CAATSA yaptırımları gibi tek taraflı yaptırımlarına maruz kalmış bir ülke olarak, uluslararası kurumların bağımsızlığının korunmasını savunabilir. Ayrıca, AB'nin UCM'yi savunma girişimi, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir diyalog kanalı açabilir. Ancak, Türkiye'nin kendi öncelikleri ve ABD ile stratejik ilişkileri, bu konudaki tutumunu etkileyecektir.