Financial Times (FT) tarafından yayımlanan yeni bir anket, Amerikalı seçmenlerin Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri politikasını gereksiz ve maliyetli bulduğunu ortaya koydu. Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yapılan bu anket, Trump'ın onay oranlarının İran konusunda ciddi bir erozyona uğradığını gösteriyor. Araştırmaya katılanların çoğunluğu, İran ile bir savaşın ABD'ye getireceği maliyetin, elde edilecek herhangi bir stratejik kazanımdan daha ağır bastığını düşünüyor.
Anketin detayları ve Trump'ın İran politikası
FT'nin Michigan Üniversitesi ile ortaklaşa yürüttüğü ankete göre, katılımcıların yüzde 54'ü İran'a karşı askeri müdahaleyi desteklemezken, yalnızca yüzde 28'i bu müdahaleyi destekliyor. Anket, Trump'ın İran konusundaki politikasının, özellikle bağımsız ve ılımlı Cumhuriyetçi seçmenler arasında popülerliğini yitirdiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, seçmenlerin yüzde 61'i Trump'ın İran'a yönelik 'maksimum baskı' stratejisinin ABD'nin uluslararası itibarına zarar verdiğini düşünüyor. Uzmanlar, İran ile artan gerilimin, özellikle askeri angajman riskini artırdığını ve bunun da seçmen nezdinde olumsuz karşılandığını belirtiyor. Anket sonuçları, Trump'ın genel onay oranının yüzde 42'ye gerilediğini, İran politikasından memnun olmayanların oranının ise yüzde 53'e ulaştığını gösteriyor.
Ekonomik boyut da anketin önemli bir parçasını oluşturuyor. Ankete katılanların yüzde 67'si, İran ile olası bir savaşın ABD ekonomisine ağır bir yük getireceğini düşünüyor. Özellikle petrol fiyatlarında yaşanabilecek bir artış, enflasyonu tetikleyecek ve hane halkının alım gücünü düşürecek. Bu durum, Trump'ın ekonomik popülaritesini de olumsuz etkiliyor. FT anketi, Trump'ın ekonomik performansını onaylayanların oranının yüzde 49'da kaldığını, İran krizinin bu algıyı zayıflattığını ortaya koyuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın İran politikası sadece ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki dengeleri de derinden etkiliyor. İran ile ABD arasında yaşanan gerilim, Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölgedeki müttefikleri de tedirgin ediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, ABD'nin İran'a karşı sert tutumunu desteklerken, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri bu politikanın bölgesel istikrarı bozduğunu savunuyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, özellikle Avrupa şirketlerini olumsuz etkiliyor ve transatlantik ilişkilerde yeni bir gerginlik kaynağı oluşturuyor.
Küresel ölçekte ise İran krizi, petrol piyasalarında dalgalanmaya neden oluyor. Brent petrol fiyatları, 2019 yılında İran konusundaki gerginliklerin artmasıyla birlikte varil başına 70 doların üzerine çıkmıştı. Anket, ABD seçmenlerinin bu durumdan rahatsız olduğunu gösteriyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programı konusunda endişeler devam ederken, ABD'nin diplomatik çözüm arayışlarından uzaklaşması, uluslararası toplumda eleştiri konusu oluyor. Uzmanlar, Trump'ın İran stratejisinin, ABD'nin Orta Doğu'daki geleneksel ittifaklarını zayıflattığını ve Rusya ile Çin'in bölgedeki etkisini artırdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu anket sonuçları, Türkiye açısından da kritik ipuçları barındırıyor. Türkiye, İran ile kara sınırına sahip olan ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılayan bir ülke olarak, ABD-İran geriliminden doğrudan etkileniyor. Olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin güneydoğu sınırında yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratabilir ve enerji fiyatlarını artırarak Türkiye ekonomisine ek yük getirebilir. Öte yandan, ABD'nin İran konusundaki iç siyasi tartışmaları, Ankara'nın Washington ile olan ilişkilerinde bir yumuşama fırsatı doğurabilir; çünkü Trump yönetiminin İran'a odaklanması, Türkiye'ye yönelik diğer baskıları hafifletebilir. Ancak Türkiye, İran ile olan ekonomik ve diplomatik bağlarını da korumak durumunda olduğu için, bu gerilimlerde denge politikası izlemek zorunda kalıyor.