Britanya siyasetinde İşçi Partisi, son yıllarda yaşadığı kimlik bunalımı ve seçim yenilgileri sonrası yeni bir yol haritası ararken, Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ın yıldızı giderek parlıyor. Parti içinde merkez sol çizgiyi temsil eden Burnham, 2015 genel seçimlerinde liderlik yarışını kaybetmiş olsa da, belediye yönetimindeki başarılı performansıyla dikkat çekiyor. Özellikle COVID-19 salgını sırasında hükümetin merkeziyetçi politikalarına karşı yerel inisiyatif alması, onu ulusal çapta tanınan bir figür haline getirdi. “Kuzeyin Sesi” olarak anılan Burnham, bölgesel eşitsizliklere karşı verdiği mücadele ve ulaşım politikalarındaki yenilikçi adımlarıyla da öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı: partisiz bir gelecek mi?
Andy Burnham, 2017 ve 2022 yerel seçimlerinde Manchester'da ezici zaferler kazanarak İşçi Partisi'nin bölgesel gücünü pekiştirdi. Ancak partisinin ulusal düzeyde yaşadığı düşüş, 2019 genel seçimlerinde ağır bir yenilgi alması ve İskoçya ile “Kırmızı Duvar” olarak bilinen işçi sınıfı bölgelerinde desteğini kaybetmesi, parti içinde köklü bir değişim çağrılarını beraberinde getirdi. Keir Starmer liderliğindeki mevcut yönetim, partiyi merkeze çekmeye çalışırken, Burnham daha sosyal demokrat bir çizgide ilerlemeyi savunuyor. Özellikle kamu hizmetlerinin özelleştirilmesine karşı duruşu ve ulaşımda kamusal çözümler önermesi, onu tabanın bir kesiminde popüler kılıyor. Ancak eleştirmenler, Burnham'ın ulusal bir vizyon sunmaktan ziyade bölgesel kalmakla yetindiğini iddia ediyor.
Geçtiğimiz haftalarda yapılan bir anket, İşçi Partisi üyelerinin %30'unun bir sonraki liderlik yarışında Burnham'ı desteklediğini ortaya koydu. Bu oran, Starmer'ın olası bir istifası sonrası daha da artabilir. Parti içindeki sol kanat, Burnham'ı “radikal ama pragmatik” bir alternatif olarak görürken, merkez sağ kanat ise onun bölünmeye yol açabileceği endişesini taşıyor. Burnham henüz liderlik niyeti konusunda net bir açıklama yapmamış olsa da, “Manchester Modeli” olarak adlandırılan yönetim anlayışını ulusal düzeye taşıma potansiyeli tartışılıyor.
Bölgesel boyut: Kuzey-Güney çekişmesi ve Brexit sonrası dönem
Burnham'ın yükselişi, Britanya'daki Kuzey-Güney ekonomik uçurumunun siyasi yansımalarıyla da bağlantılı. Londra ve Güneydoğu'nun aksine, Kuzey İngiltere'de sanayi sonrası dönüşümün sancıları hâlâ hissediliyor. Brexit sonrası ticaret anlaşmalarının bu bölgelerdeki etkisi, kamu hizmetlerindeki kesintiler ve yaşam maliyeti krizi, İşçi Partisi'nin eski kalelerinde desteğini kaybetmesine neden oldu. Burnham, “bırakınız yapsınlar” ekonomi politikasına karşı çıkarak, devletin bölgesel kalkınmadaki rolünü vurguluyor. Örneğin, Manchester'da hayata geçirdiği “Bus Franchising” sistemi, ulaşım hizmetlerini özel şirketlerden belediyeye devrederek daha ucuz ve verimli bir model sundu. Bu uygulama, diğer büyükşehirler tarafından da inceleniyor.
Küresel ölçekte ise Burnham'ın İsrail-Filistin politikalarına yaklaşımı dikkat çekiyor. Middle East Eye'da yayımlanan makalede de vurgulandığı gibi, Burnham, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını kınamış ve Filistin devletinin tanınması çağrısında bulunmuştur. Bu duruşu, özellikle Britanya'daki Müslüman seçmenler arasında takdir toplarken, partinin geleneksel Yahudi seçmen tabanında ise tartışma yaratıyor. Ayrıca, iklim değişikliği konusunda da iddialı hedefler belirleyen Burnham, Manchester'ı 2038 yılına kadar karbon nötr hale getirme sözü vermiştir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Andy Burnham'ın İşçi Partisi'ndeki olası yükselişi, Türk dış politikası açısından iki noktada önem taşıyor. İlk olarak, Burnham'ın İsrail-Filistin konusundaki net tutumu, Türkiye'nin geleneksel olarak Filistin davasına verdiği destekle örtüşüyor. Bu, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerde Ortadoğu politikalarına dair bir uyum potansiyeli yaratabilir. İkinci olarak, Burnham'ın Brexit sonrası korumacı ve bölgesel kalkınmacı ekonomi anlayışı, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde kendi çıkarlarını korurken benzer bir yaklaşımı benimseyebileceği fikrini akla getiriyor. Ancak Burnham'ın başbakan olması durumunda Türkiye ile ilişkilerde izleyeceği spesifik bir rota henüz belli değil.