Birleşik Krallık'ta siyasi dengeler değişiyor. Eski Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, Başbakan Keir Starmer'ın istifasının ardından İşçi Partisi'nin yeni lideri ve ülkenin bir sonraki başbakanı olmaya hazırlanıyor. Burnham'ın ekonomik vizyonunun merkezinde ise 2008 küresel mali krizinden bu yana duraklayan ve hatta gerileyen yaşam standartlarını yükseltme sözü yer alıyor. Ancak zayıf kamu maliyesi ve artan borç yükü, bu vaatlerin hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel olarak görülüyor.
Ekonomik Dönüşüm Vizyonu
Burnham, 'Herkes İçin Refah' adını verdiği planında, asgari ücrette artış, kamu hizmetlerine yatırım ve bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi gibi başlıklara odaklanıyor. Özellikle Kuzey İngiltere'nin sanayi bölgelerinde altyapı yatırımlarıyla istihdam yaratılması hedefleniyor. Ancak İngiltere'nin kamu borcunun GSYİH'nın %97'sine ulaştığı bir dönemde bu planların finansmanı tartışma konusu. Ekonomistler, vergi artışları veya kemer sıkma politikaları arasında bir denge kurulması gerektiğini belirtiyor.
Burnham'ın en popüler vaadi ise 'Üçüncü Yol' benzeri bir ekonomik model: Piyasa ekonomisini korurken devletin sosyal refahı artırması. Özelleştirilmiş demiryolu ve enerji sektörlerinin yeniden kamulaştırılması da gündemde. Ancak bu adımların AB ve diğer ticaret ortaklarıyla ilişkileri nasıl etkileyeceği merak konusu.
Küresel Yansımalar ve Avrupa Boyutu
Burnham'ın liderliği, Brexit sonrası AB-İngiltere ilişkilerinde yeni bir dönem başlatabilir. İşçi Partisi'nin Avrupa yanlısı kanadına yakın olan Burnham, özellikle ticaret ve güvenlik alanında daha yakın iş birliğinden yana. Ancak AB ile yeniden gümrük birliği veya tek pazara dönüş gibi radikal adımlar beklenmiyor. Bunun yerine, sektörel anlaşmalar ve gençlerin serbest dolaşımı gibi kısmi düzenlemeler masada. NATO ve savunma harcamaları konusunda ise mevcut politikanın devamı öngörülüyor.
Küresel ölçekte, Burnham'ın iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüm konularına ağırlık vermesi bekleniyor. Ancak Çin ve ABD ile ticari dengeleri gözetmek zorunda kalacak. Özellikle ABD'deki başkanlık seçimleri sonrası oluşacak yeni dengeler, Londra'nın transatlantik ilişkilerinde belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Burnham'ın başbakan olması halinde Türkiye-İngiltere ilişkileri olumlu bir ivme kazanabilir. Burnham, İşçi Partisi içinde göçmen hakları ve çokkültürlülük konularında daha ılımlı bir çizgiye sahip. Bu durum, Türkiye kökenli Britanya vatandaşlarının yoğun yaşadığı İngiltere'de toplumsal uyum açısından önem taşıyor. Ticari olarak ise Brexit sonrası imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nın genişletilmesi ve hizmet sektöründe iş birliği fırsatları gündeme gelebilir. Ancak Burnham'ın iç politikadaki öncelikleri nedeniyle dış politikada radikal adımlar atması beklenmiyor. Türkiye'nin AB üyelik sürecine dolaylı desteği olabilecek bir iklim yaratması ise Ankara açısından olumlu bir gelişme olacak.