İngiltere'de Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, iklim değişikliğiyle mücadelede liderlik yapmazsa, ülkenin 'raydan çıkma' olarak adlandırılan bir kısır döngüye sürüklenebileceği uyarısı yapıldı. Guardian yazarı Laurie Laybourn'a göre, dünya genelinde iklim şüphecisi partiler, sel ve yangın gibi afetleri siyasi kazanç için kullanıyor. Birleşik Krallık'ta son dönemde yaşanan benzeri görülmemiş sıcak hava dalgaları, iklim eyleminin hızlandırılması gerektiğini gösteriyor. Ancak siyasi irade ve kamuoyu desteği yetersiz kalırsa, iklim felaketleri daha da sıklaşacak ve toplumsal tepki, iklim politikalarını daha da zorlaştıracak bir sarmal yaratacak.
Gelişmenin Arka Planı: İklim Şüpheciliğinin Yükselişi
Laybourn, makalesinde aşırı hava olaylarının sıklığının artmasına rağmen, iklim değişikliğini inkar eden veya küçümseyen siyasi hareketlerin giderek güçlendiğine dikkat çekiyor. Özellikle seller ve orman yangınları gibi felaketler, bu partiler tarafından 'yeşil politikalara karşı uyarı' olarak sunuluyor. Oysa bilimsel veriler, bu felaketlerin iklim değişikliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Burnham gibi yerel yöneticilerin, hükümetin yavaş ilerlemesine rağmen hızlı ve etkili adımlar atması gerekiyor. Aksi takdirde, toplumda iklim eylemlerine karşı direnç artabilir ve bu da daha fazla felakete yol açarak siyasi istikrarsızlığı derinleştirebilir.
Küresel Boyut: İklim Krizi ve Siyasi Kutuplaşma
İngiltere örneği, küresel bir eğilimin yansıması. ABD'de Donald Trump'ın 'Rönesans dönemi' olarak adlandırdığı iklim politikaları, aslında fosil yakıt endüstrisinin yeniden canlanması anlamına geliyor. Almanya'da aşırı sağcı AfD partisi, sel felaketlerini göçmen politikalarına bağlayarak oy topluyor. Avustralya'da ise iklim politikaları, yangın felaketlerinin ardından bile tartışmalı olmaya devam ediyor. Laybourn, bu siyasi kutuplaşmanın, iklim değişikliğiyle mücadelede gerekli olan hızlı ve kapsamlı dönüşümü engellediğini belirtiyor. Özellikle yerel yönetimlerin, ulusal hükümetlerin yavaşlığına karşı harekete geçmesi kritik önem taşıyor. Burnham'ın atacağı adımlar, diğer ülkeler için de bir model oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Artan sıcaklıklar, kuraklık ve orman yangınları, Türkiye'nin tarım, turizm ve enerji sektörlerini doğrudan tehdit ediyor. Ancak siyasi kutuplaşma ve kısa vadeli çıkarlar, etkili iklim politikalarının önünde engel oluşturuyor. Andy Burnham örneği, yerel yönetimlerin inisiyatif almasının önemini gösteriyor. Türkiye'de belediyelerin, iklim eylem planları ve sürdürülebilir kentsel dönüşüm konusunda daha aktif olması, hem halk sağlığını koruyacak hem de ekonomik kayıpları azaltacaktır. Aksi halde, iklim krizinin yol açtığı doğal afetler ve bunların tetiklediği siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin kalkınma hedeflerini ciddi şekilde sekteye uğratabilir.