Britanya siyasetinde 2016 referandumuyla başlayan fırtınalı dönem, bir liderin daha kariyerini sonlandırmasıyla yeni bir safhaya girdi. İngiliz milletvekillerinin, Brexit sonrası kendi başbakanlarını hedef alan alışkanlığı, 10 yıldır kesintisiz sürüyor. David Cameron'ın referandumla biten başbakanlığının ardından, Theresa May, Boris Johnson, Liz Truss ve Rishi Sunak da aynı akıbete uğradı. Şimdi gözler, Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'a çevrildi. Eski İşçi Partisi bakanı, ülkenin en büyük siyasi krizlerinden birinin ortasında, belki de hiç olmadığı kadar bölünmüş bir Birleşik Krallık'ı yönetmeye hazırlanıyor.
Brexit'in Yaraları ve Liderlik Kültürü
2016 referandumu, sadece Avrupa Birliği'nden ayrılma kararı değil, aynı zamanda Britanya siyasetini derinden sarsan bir dönüm noktasıydı. Cameron'ın 'remain' kampanyasını kaybetmesi, istifasıyla sonuçlandı. Ardından gelen Theresa May, Brexit anlaşmasını Meclis'ten geçiremeyince koltuğunu kaybetti. Boris Johnson, Brexit'i gerçekleştirse de, Covid skandalları ve parti yasaklarıyla düştü. Liz Truss'ın 44 günlük başbakanlığı tarihe geçti. Rishi Sunak ise partisindeki iç çekişmelere yenik düştü. Bu istikrarsızlık, İngiliz siyasetinde bir 'lider katli' kültürü yarattı; milletvekilleri, parti çıkarları uğruna liderlerini feda etmekten çekinmiyor.
Burnham, Merkeziyetçi bir figür olarak, bu kaotik ortamda bir istikrar adası gibi görünüyor. Manchester'da belediye başkanlığı döneminde bölgesel kalkınma ve ulaşım projeleriyle dikkat çekti. Ancak ulusal liderlik, çok daha karmaşık bir meydan okuma. Brexit sonrası İskoçya'da bağımsızlık talepleri yeniden alevlenirken, Kuzey İrlanda'daki ticaret düzenlemeleri hala tartışmalı. Burnham, İngiltere'nin bölünmüş yapısını birleştirmek zorunda.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Birleşik Krallık'taki bu siyasi istikrarsızlık, uluslararası alanda da yankı buluyor. Brexit sonrası AB ile ilişkiler gergin; ticaret anlaşmaları ve balıkçılık hakları gibi konular çözümsüz kaldı. ABD ile 'özel ilişki' ise Biden yönetimiyle sınandı. İngiltere'nin Çin'e karşı tutumu, ekonomik çıkarlar ve güvenlik endişeleri arasında sıkışmış durumda. Burnham'ın dış politikada nasıl bir rota çizeceği merak konusu. İçerideki ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyeti, hükümetin manevra alanını daraltıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki siyasi istikrarsızlık, Türkiye-İngiltere ilişkilerini doğrudan etkilemese de, dolaylı yansımaları olabilir. Brexit sonrası Türkiye ile imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nın kapsamı genişleme potansiyeli taşıyor. Ancak İngiltere'nin AB'den ayrılmasıyla, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde İngiltere'nin geleneksel destekleyici rolü azaldı. Burnham'ın daha Avrupa yanlısı bir çizgi izlemesi halinde, Türkiye'nin AB ile vize serbestisi ve gümrük birliği müzakerelerinde yeni bir dinamik oluşabilir. Ayrıca, iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliği, İngiltere'nin iç siyasi dengelerinden etkilenebilir.