İngiltere'de siyasi dengeleri değiştirecek bir gelişme yaşandı. Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, İşçi Partisi'nin neredeyse tüm milletvekillerinin desteğini alarak başbakanlık yarışında rakipsiz kaldı. Parti içi kurallara göre, bu destekle Burnham'ın adaylığına diğer milletvekilleri tarafından itiraz edilemeyecek. Bu durum, Burnham'ı Birleşik Krallık'ın bir sonraki başbakanı olma yolunda açık ara favori konumuna getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Andy Burnham, 2021'den bu yana Greater Manchester Belediye Başkanı olarak görev yapıyor. Daha önce Gordon Brown hükümetinde Sağlık Bakanı ve İçişleri Bakanı olarak görev almıştı. 2015 ve 2016 yıllarında İşçi Partisi liderliği için yarışmış ancak Jeremy Corbyn'e karşı kaybetmişti. Şimdi ise partinin merkez sol kanadının desteğini arkasına alarak yeniden sahneye çıkıyor.
Burnham'ın başbakanlık yolundaki bu hızlı yükselişi, mevcut Başbakan Keir Starmer'ın parti içinde giderek artan bir muhalefetle karşı karşıya kalmasıyla aynı döneme denk geliyor. Starmer'ın Brexit sonrası ekonomi politikaları ve sağlık hizmetlerindeki kesintiler, parti tabanında ve milletvekilleri arasında huzursuzluğa yol açmıştı. Burnham, bu boşluğu doldurarak partinin büyük bir kısmını kendi etrafında birleştirmeyi başardı.
Parti içi kaynaklara göre, Burnham'ın kampanyası, toplumcu belediyecilik deneyimine ve merkezileşmeye karşı çıkan söylemine dayanıyor. Özellikle kuzey İngiltere'deki seçmenler arasında popüler olan Burnham, “İngiltere'nin her bölgesinin kalkınması” vaadiyle dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Burnham'ın başbakan olması halinde Birleşik Krallık'ın iç ve dış politikasında önemli değişiklikler bekleniyor. İç politikada, kamu hizmetlerine daha fazla yatırım, sağlık ve eğitimde özelleştirmeye karşı duruş ve bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi öncelikli hedefler arasında. Dış politikada ise Burnham'ın Brexit sonrası AB ile daha yakın ilişkiler kurulmasından yana olduğu biliniyor. Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadelede iddialı hedefler belirlemesi ve savunma harcamalarında NATO taahhütlerini sürdürmesi bekleniyor.
Küresel ölçekte, Burnham'ın başbakanlığı, İngiltere'nin ABD-Çin rekabetinde Avrupa ile daha uyumlu bir pozisyon alması anlamına gelebilir. Özellikle ticaret anlaşmalarında ve iklim diplomasisinde İngiltere'nin daha bağımsız bir rol üstlenmesi muhtemel. Ancak, Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki gerilimler gibi konularda Starmer'dan keskin bir ayrışma beklenmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, İngiltere'nin yeni liderinin dış politika yönelimi önem taşıyor. Burnham'ın AB yanlısı duruşu, Türkiye-İngiltere ilişkilerinde Brexit sonrası imzalanan serbest ticaret anlaşmasının derinleştirilmesini geciktirebilir. Ayrıca, Burnham'ın insan hakları ve demokrasi vurgusu, Türkiye'ye yönelik eleştirel bir duruşu beraberinde getirebilir. Öte yandan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınması konusunda mevcut politikanın devam etmesi ve NATO iş birliğinin sürmesi bekleniyor. Sonuç olarak, Ankara'nın Londra ile ilişkilerinde yeni bir döneme hazırlıklı olması gerekiyor.