CNN'in deneyimli muhabiri Anderson Cooper, ABD Başkanı Donald Trump'ın meslektaşı Kaitlan Collins hakkında sarf ettiği sözleri sert bir dille eleştirdi. Oval Ofis'te gerçekleşen bir görüşme sırasında Trump, Collins'in 'gözlerinde nefaret' olduğunu söyleyerek daha fazla gülümsemesi gerektiğini belirtti. Cooper, bu sözlerin açıkça cinsiyetçi olduğunu vurgulayarak, 'Bu, neredeyse 80 yaşındaki bir adamın genç bir kadın meslektaşımız hakkında yaptığı bir yorum. Erkeklere asla böyle bir şey söylenmez' ifadelerini kullandı.
Trump'ın sözleri ve Cooper'ın tepkisi
Olay, Çarşamba günü geç saatlerde Beyaz Saray'ın Oval Ofis'inde gerçekleşti. Trump, göçmenlik politikaları hakkında soru soran Kaitlan Collins'e sinirlenerek, 'Sorularınızda nefaret görüyorum. Biraz daha gülümseyin' dedi. Collins'in Trump'ın sözlerine itiraz etmesi üzerine başkan, 'Ben buyum, bunu kabul edin' diye yanıt verdi. Anderson Cooper, akşam yayınında bu olayı değerlendirirken, 'Bu, Amerikan başkanının bir gazeteciye yaptığı muamele. Kadın gazetecilere yönelik bu tür saldırılar kabul edilemez' dedi. Cooper ayrıca, Trump'ın benzer yorumları daha önce de kadın muhabirlere yaptığını hatırlattı.
Trump'ın bu sözleri, medya dünyasında geniş yankı uyandırdı. Birçok gazeteci ve siyasetçi, başkanın kadınlara yönelik bu tür söylemlerini eleştirdi. Beyaz Saray Sözcüsü ise, Trump'ın sözlerinin 'şaka amaçlı' olduğunu savundu. Ancak Cooper bu savunmayı reddederek, 'Şaka olsa bile bu tür sözlerin bir başkan tarafından kullanılması sorunlu' ifadelerini kullandı.
ABD basınında kadın gazetecilere yönelik tutum
Bu olay, ABD basınında kadın gazetecilere yönelik tutumun yeniden tartışılmasına yol açtı. Özellikle Beyaz Saray muhabirleri arasında kadınların sıklıkla hedef alındığı biliniyor. 2018 yılında da Trump, başka bir kadın muhabire 'aptal' demişti. Uzmanlar, bu tür söylemlerin kadın gazetecilerin işlerini yapmalarını zorlaştırdığını belirtiyor. 'Bu sadece bir kişiye yapılan bir hakaret değil, tüm kadın gazetecilere gönderilen bir mesaj' diyen Cooper, 'Kadınların sesini kısmaya çalışmak, demokrasiye zarar verir' şeklinde konuştu.
Olayın ardından CNN, Collins'e destek mesajları yayımlarken, diğer medya kuruluşları da Trump'ı kınadı. New York Times ve Washington Post gibi büyük gazeteler, başkanın dilini eleştiren başyazılar kaleme aldı. Bu durum, Trump'ın medya ile olan gergin ilişkisini bir kez daha gözler önüne serdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD'deki siyasi kültürün ve medya-iktidar ilişkilerinin bir yansıması olarak dikkat çekicidir. Türkiye'de de benzer şekilde siyasilerin medyaya yönelik söylemleri zaman zaman tartışma konusu olmaktadır. ABD'deki bu gelişme, basın özgürlüğü ve kadın gazetecilere saygı gibi evrensel değerlerin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Türk medyası da bu tür olaylardan ders çıkararak, habercilik mesleğinin saygınlığını koruma adına gerekli adımları atmalıdır.