Singapur/Yeni Delhi, 11 Ağustos (Reuters) - Küresel gıda sisteminin, bu yılın 'süper' El Nino'suna karşı tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar dirençli olduğu belirtiliyor. Yakın dönemin rekor seviyedeki tahıl stokları, tarımdaki teknolojik atılımlar ve Brezilya ile Rusya gibi önemli ihracatçıların yükselişi, olası bir arz krizinin etkilerini hafifletiyor. Uzmanlar, iklim modelinin güçlenmesine rağmen, dünyanın büyük bölümünde gıda fiyatlarının kontrol altında kalabileceğini ve gıda güvenliğine yönelik risklerin önceki kriz dönemlerine göre daha sınırlı olduğunu vurguluyor.
El Nino Tehdidi: Geçmişten Bugüne Değişen Tablo
El Nino, Pasifik Okyanusu'nda deniz suyu sıcaklıklarının artmasıyla tetiklenen ve dünya genelinde kuraklık, sel gibi aşırı hava olaylarına yol açan doğal bir iklim döngüsüdür. Özellikle Asya'da muson yağışlarını olumsuz etkileyerek pirinç, buğday gibi temel gıda ürünlerinin üretimini tehdit eder. 2015-2016'da yaşanan güçlü El Nino, Hindistan, Endonezya ve Tayland gibi ülkelerde üretimi düşürmüş, küresel gıda fiyatlarında artışa neden olmuştu.
Meteoroloji kuruluşları, bu yılki El Nino'nun 'süper' olarak nitelendirilebilecek kadar güçlü olabileceğini öngörüyor. Ancak analistlere göre, dünya gıda piyasası bugün 2015-2016 dönemine kıyasla çok daha hazırlıklı. Son üç hasat döneminde buğday, mısır ve soya fasulyesi üretiminde rekor artışlar kaydedildi. Özellikle Rusya'nın buğday ihracatındaki hakimiyeti ve Brezilya'nın tarımsal üretimdeki devasa büyümesi, arzın tek bir bölgeye bağımlılığını azalttı.
Stoklar Rekor Seviyede: Piyasalar Daha Güvenli
Uluslararası Tahıl Konseyi (IGC) verilerine göre, dünya genelinde tahıl stokları son 5 yılın en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Bu stoklar, olası bir üretim kaybında devreye girebilecek tampon görevi görüyor. Önde gelen tarım tüccarları, gıda fiyatlarının yüksek kalabileceğini ancak endişe yaratacak seviyelere çıkmayacağını öngörüyor.
Teknolojik ilerlemeler de direncin artmasında önemli rol oynuyor. Kuraklığa dayanıklı tohumlar, gelişmiş sulama teknikleri ve veriye dayalı tarım yönetimi, çiftçilerin olumsuz hava koşullarına karşı daha hazırlıklı olmasını sağlıyor. Örneğin, Hindistan'da yeni geliştirilen pirinç türleri, su kıtlığına rağmen verim kaybını en aza indirmeyi hedefliyor. Bu sayede, özellikle Güney ve Güneydoğu Asya'da üretimin bu yıl düşme ihtimaline rağmen, küresel arzdaki daralmanın sınırlı kalacağı belirtiliyor.
Bölgesel Farklılıklar: Kim Daha Savunmasız?
Ancak bu küresel tablo, tüm bölgelerin aynı güvenlik seviyesinde olduğu anlamına gelmiyor. Pasifik adaları, Güney Amerika'nın bazı bölgeleri ve Afrika'nın doğusu, El Nino'nun yol açtığı kuraklık ve sellerden orantısız şekilde etkilenebilir. Gıda ithalatına bağımlı gelişmekte olan ülkeler, yüksek fiyatlardan ve döviz kısıtlarından dolayı daha fazla zorluk yaşayabilir.
Analistler, özellikle Asya'daki muson düzeninin hassas olduğunu kabul etmekle birlikte, bölgedeki ülkelerin kriz yönetimi kapasitelerinin geliştiğini aktarıyor. Hindistan'ın son dönemde buğday ihracatına kısıtlama getirmesi, ülke içi fiyat istikrarını sağlama amaçlı olsa da, küresel piyasalarda kısa vadeli arz endişesi yaratmıştı. Ancak bu tür önlemler, 2008 ve 2011'deki gıda krizlerine kıyasla daha koordineli ve geçici.
Tedarik Zincirinde Esneklik: Yeni İhracatçıların Yükselişi
Küresel gıda ticaretinin ithalatında yaşanan çeşitlilik, riskleri dağıtıyor. Brezilya, son on yılda soya ve mısır ihracatında ABD'yi yakalayarak bir numaralı tedarikçi konumuna yükseldi. Rusya ise buğday ticaretinde oynadığı belirleyici rolle, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarlarında arz güvencesi sağlıyor. Karadeniz tahıl koridoru üzerindeki anlaşmazlıklara rağmen, Rusya'nın ihracat kapasitesi piyasaların temel güvencesi olmayı sürdürüyor.
Uzmanlar, bu çeşitlenmenin bir anlamda 'çifte kırılganlık' yarattığını da ekliyor: Coğrafi yoğunlaşma, artık tek tek ülkeler yerine küresel ticaret ağlarının tümünü etkileyen iklimsel veya jeopolitik şoklara daha açıklık getiriyor. Ancak yine de mevcut durum, 'süper El Nino'nun neden olduğu arz şokunun önceki krizler kadar yıkıcı olmayacağına işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu El Nino tehdidi, Türkiye için öncelikle makroekonomik bir sınav anlamına geliyor. Türkiye, buğday ve enerji ithalatında dışa bağımlı bir ülke olarak, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Ancak son yıllarda yapılan anlaşmalar ve yerli üretim destekleri, ithal ikamesini artırarak Türkiye'nin kırılganlığını azaltmış durumda. Yine de buğday ithalatının büyük kısmını karşılayan Karadeniz havzasındaki gerilimler, arz güvenliği riskini canlı tutuyor. Türkiye'nin tarımsal AR-GE yatırımlarını hızlandırması ve iklim dostu üretim modellerine geçişi, hem Orta Doğu'da gıda güvencesi için kritik bir aktör olma hedefi hem de iç pazar istikrarı açısından elzem görünüyor.