Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de tıp fakültesi giriş sınavına ilişkin soru kaçağı skandalının ardından patlak veren protestolarda güvenlik güçlerinin aşırı güç kullandığını ve göstericilere orantısız müdahalede bulunduğunu açıkladı. Örgütün 20 Temmuz'da yayımladığı rapora göre, Ulusal Tıp Giriş Sınavı (NEET) sorularının sızdırılmasına tepki gösteren binlerce kişi parlamento binasına yürümeye çalışırken polis, biber gazı, plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz kullandı. Olaylarda aralarında öğrencilerin de bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı. Hint yetkililer ise güvenlik güçlerinin yasalara uygun hareket ettiğini savunuyor.
Gelişmenin arka planı
Hindistan'da her yıl milyonlarca öğrencinin katıldığı tıp fakültesi giriş sınavı NEET, ülkenin en prestijli ve rekabetçi sınavlarından biri. Bu yıl sınavın soru kitapçıklarının sızdırılması, ülke genelinde büyük bir skandal yarattı. Özellikle Bihar ve Gujarat gibi eyaletlerde sınav sorularının önceden satıldığı iddiaları gündeme geldi. Olayın ortaya çıkmasının ardından Yeni Delhi'de başlayan gösteriler, kısa sürede ülke geneline yayıldı. Göstericiler, sınavın iptal edilmesini ve sorumluların cezalandırılmasını talep etti. Ancak 20 Temmuz'da gösterilerin parlamentoya doğru yürüyüşle sonuçlanmasıyla birlikte polis ile göstericiler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Görgü tanıkları, polisin kalabalığa dağılmaları yönünde uyarı yaptıktan sonra biber gazı ve plastik mermi kullandığını aktardı. Amnesty International raporunda, polisin müdahalesinin 'orantısız' olduğunu ve göstericilerin barışçıl hak arama taleplerinin şiddetle bastırıldığını belirtti. Ayrıca, gözaltına alınan bazı göstericilerin kötü muameleye maruz kaldığı iddiaları da rapora yansıdı.
Bölgesel ve küresel boyut
Hindistan'daki bu olay, ülkede artan öğrenci hareketleri ve genç nüfusun işsizlik, eğitim kalitesi ve sosyal adaletsizlik gibi konulardaki hoşnutsuzluğunu gözler önüne seriyor. Özellikle son yıllarda Hindistan'da öğrenci protestoları sık sık polis şiddetiyle karşılaşıyor. Uluslararası Af Örgütü, dünya genelinde polis müdahalelerinde aşırı güç kullanımını sürekli gündeme getiren bir kuruluş olarak, Hindistan hükümetini bu konuda eleştiriyor. Hindistan hükümeti ise güvenlik güçlerinin görevini yaptığını, provokatörlerin göstericilerin arasına karışarak şiddeti kışkırttığını öne sürüyor. Bu olay, Hindistan'da ifade özgürlüğü ve toplanma hakkının durumuna ilişkin uluslararası tartışmaları yeniden alevlendirdi. Öte yandan, Hindistan'ın bölgesel bir güç olarak yükselişi ve demokrasi karnesi arasındaki fark, gözlemciler tarafından ülkenin iç siyasetine yönelik bir eleştiri olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki protestolar ve polis müdahalesi, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel ölçekte ifade özgürlüğü ve toplanma hakkı konularında önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de de zaman zaman benzer tartışmalar yaşanıyor; bu nedenle uluslararası toplumun tepkisi ve Amnesty'nin raporu, Türkiye'deki sivil toplum örgütleri ve insan hakları savunucuları tarafından yakından takip ediliyor. Ayrıca, Hindistan'ın artan küresel etkisi göz önüne alındığında, ülkenin iç dinamikleri ve insan hakları karnesi, Türkiye'nin Hint alt kıtasıyla ilişkileri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, Hindistan ile ticaret ve savunma alanlarında iş birliğini geliştirmeye çalışırken, demokratik değerler konusundaki tutumların ilişkileri etkileme potansiyeli bulunuyor. Sonuç olarak, bu olay, ülkelerin iç siyasetindeki gelişmelerin uluslararası kamuoyunda yankı bulmasının ve insan hakları ihlallerinin küresel ölçekte eleştirilmesinin önemli bir örneği olarak değerlendirilebilir.