ABD'nin Balkanlar'daki enerji politikasının merkezinde doğalgaz var. Washington, Hırvatistan'ın Adriyatik kıyısındaki Krk adasında inşa ettiği sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminalini kullanarak Avrupa Birliği'nin yeşil enerji hedeflerini devre dışı bırakıyor. Bu hamle, bölgedeki Rus etkisini azaltma ve Amerikan enerji şirketlerine yeni pazarlar açma stratejisinin bir parçası. Krk terminali, 2021'de faaliyete geçtiğinden beri ABD'den gelen LNG sevkiyatları için kilit bir giriş noktası haline geldi. Ancak bu durum, AB'nin 2050'ye kadar karbon nötr olma hedefiyle çelişiyor. Zira terminal, AB'nin fosil yakıtlardan çıkış politikasına rağmen bölgeye uzun vadeli gaz bağımlılığı getiriyor.
Gelişmenin arka planı: Krk terminali ve enerji jeopolitiği
Hırvatistan'ın kuzey Adriyatik'teki Krk adasında bulunan LNG terminali, aslında AB fonlarıyla desteklenen bir proje olarak başladı. Ancak savaş öncesinde Rus gazına alternatif arayan AB, 2014'te bu terminali "ortak çıkar projesi" ilan etmişti. 2021'de kapasitesi 2,9 milyar metreküpe çıkarılan tesis, 2022'de Ukrayna savaşının ardından adeta bir enerji üssüne dönüştü. ABD, terminale yaptığı sevkiyatlarla Balkan ülkelerine Rus gazına bağımlı olmama seçeneği sunuyor. Ancak bu politikanın bir bedeli var: AB'nin Yeşil Mutabakatı'nı baltalamak. Zira Krk terminali sayesinde Sırbistan, Bosna-Hersek, Macaristan ve hatta Slovakya gibi ülkeler, doğalgaz altyapısını uzun yıllar kullanmaya devam edecek.
Bölgedeki enerji şirketleri, terminalin kapasitesinin 6,1 milyar metreküpe çıkarılması için baskı yapıyor. Bu da daha fazla Amerikan gazı anlamına geliyor. ABD Enerji Bakanlığı, 2023'te Avrupa'ya LNG ihracatında rekor kırdı ve bu ihracatın büyük kısmı Balkanlar'a yöneldi. AB Komisyonu ise yeşil dönüşüm hedefleriyle çelişmesine rağmen bu duruma sessiz kalıyor. Zira kısa vadede Rus gazına alternatif şart.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji savaşının yeni cephesi
Krk terminali, sadece bir enerji altyapısı değil; aynı zamanda jeopolitik bir silah. ABD, bu terminal üzerinden Balkanlar'da Rusya'nın Gazprom'una karşı açık bir üstünlük sağlıyor. Sırbistan, Rus gazına yüzde 70 oranında bağımlıyken, Krk üzerinden gelen Amerikan gazı Belgrad'ın elini rahatlatıyor. Ancak bu durum AB'nin enerji stratejisini zayıflatıyor. AB, 2030'a kadar yenilenebilir enerji payını yüzde 45'e çıkarmayı hedeflerken, Balkan ülkeleri hâlâ yeni gaz santralleri planlıyor. Macaristan, Sırbistan ve Bosna, Krk terminaline bağlanacak doğalgaz boru hatları için yatırım yapıyor.
ABD'nin bu politikası, aynı zamanda Avrupa içinde bir çatlak yaratıyor. Güney Avrupa ülkeleri (İtalya, Yunanistan) kendi LNG terminallerini geliştirirken, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri Balkan rotasına yöneliyor. Bu durum, AB'nin ortak enerji politikasını sorgulatıyor. Yeşil STK'lar, terminalin genişletilmesinin iklim hedeflerini imkansız hale getirdiğini savunuyor. Ancak enerji krizi ve yüksek fiyatlar, kısa vadeli çözümleri ön plana çıkarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, kendi LNG terminalleri (Ege ve Akdeniz) ve Rus gazına alternatif olarak Azerbaycan'dan gelen hatlarla enerji koridoru olma hedefini sürdürüyor. Krk terminalinin genişlemesi, Türkiye'nin Güney Gaz Koridoru projesine alternatif bir Balkan rotası oluşturabilir. Öte yandan, ABD'nin Balkanlar'daki artan nüfuzu, Türkiye'nin bölgedeki geleneksel enerji ve siyasi etkisini zayıflatabilir. Ankara, bu denklemde hem AB ile yeşil enerji ortaklıklarını hem de Rusya ile enerji ilişkilerini dengelemek zorunda. Kısacası, Türkiye'nin enerji diplomasisinde Balkanlar'ı yeniden düşünmesi gerekebilir.