Amerika Birleşik Devletleri, 1776 Bağımsızlık Bildirgesi’nin 250. yıl dönümüne yaklaşırken, The Economist ve YouGov tarafından yapılan kapsamlı bir kamuoyu araştırması, ülkenin kendine güveninin sarsıldığını ve toplumsal kutuplaşmanın derinleştiğini gösteriyor. Ankete katılanların yalnızca %39’u ülkenin geleceğinden “çok” veya “oldukça” umutlu olduğunu belirtirken, %61’i ise karamsar bir tablo çiziyor. Bu veriler, Amerikan rüyasının sorgulandığı ve kurumlara olan güvenin erozyona uğradığı bir dönemi işaret ediyor.
Anketin Perde Arkası: Geçmişe Özlem, Bugüne Endişe
Araştırma, Amerikalıların ülkenin geçmişine bakışının da oldukça karmaşık olduğunu ortaya koyuyor. Katılımcıların %44’ü ABD’nin bağımsızlığını kazandığı 1776 yılını ülke tarihinin en iyi dönemi olarak görürken, %22’si 1950’lerin savaş sonrası refah dönemine özlem duyuyor. Buna karşılık, %23’lük bir kesim ise 2020’lerin ülke tarihinin en kötü dönemi olduğunu düşünüyor. Ekonomik kaygılar listenin başında yer alıyor: enflasyon ve iş imkânları, katılımcıların %68’i tarafından “çok ciddi” sorunlar olarak tanımlanırken, onu %57 ile siyasi kutuplaşma ve %51 ile sağlık hizmetlerine erişim izliyor.
Siyasi yelpazenin iki ucundaki seçmenler arasındaki farklar dikkat çekiyor. Cumhuriyetçi seçmenlerin %71’i ülkenin gidişatından memnun değil; bunun başlıca nedeni Biden yönetiminin politikaları. Demokrat seçmenlerde ise memnuniyetsizlik oranı %55’e düşmekle birlikte, onlar da ekonomik eşitsizlik ve iklim değişikliği gibi konularda endişeli. Ankete göre, her on Amerikalıdan altısı, ülkenin en büyük sorununun bölünmüş siyasi yapı olduğuna inanıyor.
Küresel Boyut: Hegemonik Gücün İçten Çatışması
ABD’nin içindeki bu kırılganlık, ülkenin uluslararası alandaki rolünü de derinden etkiliyor. Ankete katılanların %58’i ABD’nin dünya sahnesindeki etkisinin azaldığını düşünüyor. Bu algı, Çin’in yükselişi ve Rusya-Ukrayna savaşının ardından oluşan jeopolitik belirsizlikle birleşince, Batı ittifak sisteminin geleceği hakkında da soru işaretleri doğuruyor. Özellikle NATO ülkelerindeki kamuoyu yoklamaları, Amerikan liderliğine olan güvenin sarsıldığını gösteriyor. Ankete göre, Amerikalıların %47’si ülkesinin küresel ticarette
korunmacı politikalar izlemesi gerektiğini savunurken, %34’ü serbest ticaretin önemini vurguluyor. Bu bölünme, Trump döneminde başlayan ve Biden yönetiminde kısmen devam eden ticaret savaşlarının toplumsal tabanını açıklıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin iç siyasi kutuplaşması ve küresel rolüne dair belirsizlik, Türkiye’nin dış politika manevra alanını doğrudan etkiliyor. Anket sonuçları, Amerikan kamuoyunun geleneksel müttefiklik bağlarına daha sorgulayıcı yaklaştığını gösterirken, bu durum Türkiye’nin ABD ile ikili ilişkilerinde hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Ekonomik yaptırımlar ve F-35/S-400 krizinin ardından, Washington’ın daha öngörülemez bir ortak haline gelmesi Ankara’yı çok yönlü diplomasiye yönlendiriyor. Ancak ABD’nin Çin ve Rusya karşısında zayıflayan hegemonyası, Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak daha bağımsız hareket etmesinin önünü açabilir. Bu tablo, ittifakların yeniden tanımlandığı bir dönemde Türkiye’nin dengeleri iyi okumasını zorunlu kılıyor.