Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'nin 250. yıl dönümünde kaleme alınan bir analizde, Başkan Donald Trump'ın görev süresinin sonuna yaklaşırken 'topal ördek' (lame-duck) konumundan yararlanarak, 1776'da Kral III. George'a atfedilen 'gasplara' (usurpations) benzer eylemler sergilediği ileri sürülüyor. Yazar, 'Biz, Halk' (We The People) olarak adlandırılan Amerikan kamuoyunun, Kasım ayındaki ara seçimlerde (midterm elections) oy kullanarak bu gidişe dur demesi gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, Trump'ın Bağımsızlık Bildirgesi'nde sıralanan şikayetleri tekrarlar nitelikteki adımlarıyla demokratik kurumları daha da zayıflatabileceği uyarısı yapılıyor.
Trump'ın 'gasp' listesi: Tarih tekerrür mü ediyor?
Makale, Bağımsızlık Bildirgesi'nin Kral III. George'a yönelttiği suçlamaları –yargı bağımsızlığına müdahale, seçilmişlerin yerine atanmışları getirme, orduyu sivil otoriteye üstün kılma gibi– günümüz Amerikan siyasetine uyarlıyor. Buna göre Trump'ın federal yargıya yönelik eleştirileri, kendisine sadık olmayan bürokratları görevden uzaklaştırması ve orduyu siyasallaştırma çabaları, kurucu babaların (founding fathers) 250 yıl önce isyan ettiği 'zorbalık' modelini çağrıştırıyor.
Özellikle 5 Kasım 2024 seçimlerinden sonraki geçiş sürecinde (transition period) başkanlık yetkilerini kötüye kullanma riskine dikkat çekiliyor. Yazar, 'Savaş ilan etme, yürütme emirleri imzalama ve affetme yetkileri, sorumsuz bir başkan için tehlikeli silahlardır' diyor. Ayrıca Trump'ın daha önce seçim sonuçlarını tanımama ve şiddet çağrıları yapma geçmişi hatırlatılarak, 'lame-duck' döneminde benzer girişimlerde bulunabileceği belirtiliyor.
Küresel yankılar ve Amerikan demokrasisinin sınavı
Trump'ın olası bir 'lame-duck' krizi, sadece ABD iç siyasetini değil, küresel istikrarı da tehdit ediyor. NATO üyelerine yönelik baskılar, Ukrayna'ya yardımların kesilmesi, İran ve Çin ile gerilimi tırmandırma riski, bu dönemde alınabilecek radikal kararlar arasında sayılıyor. Avrupa başkentleri ve Asya-Pasifik müttefikleri, Washington'dan gelecek ani politika değişikliklerine karşı alarmda. Ancak makale, asıl tehlikenin içeride olduğu konusunda uyarıyor: 'Amerikan seçmeni sandığa gitmezse, ülke onarılamaz bir anayasal krizin eşiğine gelebilir.'
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın 'topal ördek' döneminde güç kullanma eğilimi, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek kararlara yol açabilir. Özellikle S-400 krizinde olduğu gibi, Kongre'den bağımsız hareket ederek Türkiye'ye yaptırım uygulama veya Suriye'den çekilme gibi adımlar –ki bunlar daha önce görülmüştü– Ankara için öngörülemezlik riski taşır. Ayrıca, ABD'de demokratik kurumların zayıflaması, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve transatlantik ilişkileri de dolaylı olarak etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, ara seçim sürecini yakından izlemeli ve olası politika değişikliklerine karşı diplomatik yedek planlar hazırlamalıdır.