ABD’de 22 eyalet ve Federal Ticaret Komisyonu (FTC), e-ticaret devi Amazon’a karşı tarihi bir dava başlattı. Perşembe günü açıklanan davada, şirketin reklam açık artırma sistemlerini gizlice manipüle ederek milyarlarca dolarlık reklam bütçesini kendi lehine çevirdiği ve tüketiciler ile rakipler aleyhine haksız kazanç sağladığı iddia ediliyor. Kaliforniya’nın öncülüğünde 21 eyaletin katılımıyla oluşan koalisyon, Amazon’un dijital reklam pazarındaki hâkimiyetini kötüye kullandığını öne sürüyor.
Davaya konu olan iddialar neler?
Dava dilekçesinde, Amazon’un reklam verenlere yönelik açık artırma süreçlerinde “aldatıcı ve haksız uygulamalar” benimsediği belirtiliyor. Şirketin, reklam verenlerin bütçelerini artırmaları için yanıltıcı sinyaller gönderdiği ve tıklama başına ödeme sistemini kendi yararına olacak şekilde optimize ettiği öne sürülüyor. Ayrıca Amazon’un, kendi perakende ürünlerini arama sonuçlarında öne çıkarırken rakip ürünlerin görünürlüğünü azalttığı ve bu sayede reklam gelirlerini artırdığı iddia ediliyor.
FTC Başkanı Lina Khan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Amazon’un dijital pazardaki gücünü kullanarak milyonlarca Amerikalıyı kandırdığını ve rekabeti engellediğini görüyoruz” dedi. Khan, bu davanın dijital ekonominin adil ve şeffaf işlemesi adına bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Amazon ise iddiaları reddederek, “Bu iddialar gerçekleri yansıtmıyor. Reklam sistemimiz şeffaf ve adildir, tüketicilere fayda sağlar” şeklinde bir savunma yaptı.
Bu dava, Amazon’un 2023’te reklam gelirlerinin 46,9 milyar dolara ulaştığı bir dönemde geldi. Şirketin dijital reklam pazarındaki payı hızla büyüyor ve Google ile Meta’nın ardından üçüncü sırada yer alıyor. Ancak Amazon’un, kendi perakende platformunda gerçekleşen reklam satışlarında şeffaflığı artırması gerektiği yönünde eleştiriler uzun süredir gündemde.
Geniş kapsamlı koalisyon ve hukuki süreç
Davaya katılan eyaletler arasında Kaliforniya’nın yanı sıra New York, Massachusetts, Pensilvanya, Illinois, Maryland, New Jersey ve diğer birçok eyalet bulunuyor. Bu geniş katılım, Amazon’un uygulamalarının yalnızca tüketicileri değil, aynı zamanda küçük işletmeleri ve reklam verenleri de olumsuz etkilediği algısını güçlendiriyor.
Uzmanlar, bu davanın Amazon’un iş modeline yönelik en ciddi yasal tehditlerden biri olduğunu belirtiyor. Özellikle, şirketin reklam açık artırmalarındaki algoritmik kararlarının nasıl çalıştığının mercek altına alınması, sektör genelinde yankı uyandırabilir. Dava sürecinin yıllarca sürebileceği ve Amazon’un bu süreçte reklam politikalarını gözden geçirmek zorunda kalabileceği ifade ediliyor.
Öte yandan bu gelişme, ABD’de büyük teknoloji şirketlerine yönelik artan denetim ve düzenleme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Joe Biden yönetimi, teknoloji devlerinin piyasa hâkimiyetini kırmak için FTC ve Adalet Bakanlığı kanalıyla agresif bir rekabet politikası izliyor. Amazon’a karşı daha önce açılan tek taraflı fiyatlandırma davası da devam ederken, bu yeni dava şirket üzerindeki yasal baskıyı daha da artıracak gibi görünüyor.
Küresel boyut ve emsal etkisi
Bu dava, yalnızca ABD’de değil, dünya genelinde teknoloji devlerine yönelik rekabet politikaları açısından emsal niteliği taşıyabilir. Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok ülke, Amazon’un pazar gücünü kötüye kullandığı gerekçesiyle soruşturmalar yürütüyor. Amazon’un reklamcılık uygulamalarına dair ortaya çıkacak kanıtlar, diğer ülkelerdeki düzenleyiciler için de yol gösterici olabilir.
Uzmanlar, bu davanın sonucunun dijital reklamcılık sektörünün geleceğini şekillendirebileceğini belirtiyor. Eğer mahkeme Amazon aleyhine karar verirse, şirketin açık artırma sistemlerini yeniden yapılandırması ve daha şeffaf bir yapıya geçmesi gerekebilir. Bu da sektör genelinde benzer uygulamaların sorgulanmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de küresel teknoloji devlerinin denetlenmesi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye’de faaliyet gösteren Amazon dahil uluslararası platformların da rekabet hukukuna uyum sağlamaları bekleniyor. Rekabet Kurumu’nun son yıllarda e-ticaret platformlarına yönelik artan denetimleri, bu alandaki uluslararası gelişmelerin yakından izlendiğini gösteriyor. Davanın sonucu, Türk düzenleyicilerin de benzer uygulamalara karşı daha etkili yaptırımlar geliştirmesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca, Türk reklam verenlerin dijital reklam bütçelerinin verimliliği açısından bu tür davaların yaratacağı şeffaflık standartları olumlu bir gelişme olabilir.