Küresel piyasalarda alüminyum fiyatları, Ortadoğu’da arzın normale dönme beklentileriyle aylık bazda %15’e varan düşüşle, 2008 küresel finans krizinden bu yana en sert kaybını yaşamaya hazırlanıyor. İran’a yönelik olası bir askeri müdahale söylentileriyle yükselen ve Kasım ayında ton başına 2.600 doları aşan metal, bu hafta 2.200 dolar seviyelerine gerileyerek İran savaş primi olarak adlandırılan kazançlarını neredeyse tamamen sildi.
Arz Beklentileri ve Piyasa Dinamikleri
Fiyatlardaki sert düşüşün ana nedeni, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Umman gibi büyük alüminyum üreticilerinin, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin kısa vadede arzı kesintiye uğratmayacağı yönündeki artan güveni oldu. Özellikle İran’ın doğrudan bir savaşa girmemesi ve Bab el-Mandeb Boğazı’ndaki gemi geçişlerinin normale dönmesi, emtia yatırımcılarının risk iştahını artırdı.
Öte yandan, Çin’in yavaşlayan talebi ve alüminyum stoklarının küresel ölçekte yeniden birikmesi de düşüşü ivmelendirdi. London Metal Exchange (LME) verilerine göre, depolardaki alüminyum miktarı son bir ayda %8 yükselerek arz fazlası endişelerini güçlendirdi. Uzmanlar, 2025’in ilk çeyreğinde talepte belirgin bir toparlanma olmazsa fiyatların 2.000 doların altına gerileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel Piyasalara Etkisi
Alüminyumdaki bu düzeltme, enerji yoğun endüstrilerde maliyetlerin düşeceği beklentisiyle otomotiv ve havacılık sektörlerinde olumlu karşılanırken, hammadde ihracatçısı ülkeleri zor durumda bırakıyor. Özellikle Avrupa Birliği’nin emisyon ticaret sistemiyle yüksek karbon maliyetine maruz kalan izabe tesisleri, düşük fiyatlarla başa çıkmakta zorlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Alüminyum ithalatında net alıcı konumundaki Türkiye için fiyatlardaki düşüş kısa vadede olumlu bir gelişme. İnşaat, otomotiv ve beyaz eşya üretiminde maliyetlerin azalması beklenirken, Türkiye’nin 2024 yılında 1,1 milyar dolarlık alüminyum ithalatı yaptığı düşünüldüğünde bu düşüşün cari dengeye katkı sunması mümkün. Ancak Tüpraş gibi enerji yoğun sektörlerdeki arz fazlası endişeleri, küresel büyümedeki yavaşlamanın Türk sanayi ihracatını da olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor.