Küresel piyasalar, ABD ile İran arasında yeniden başlayan barış görüşmelerinin yarattığı jeopolitik dalgalanma ile ABD ekonomisinden gelen karışık sinyallerin ortasında altın fiyatlarının yatay bir seyir izlemesine tanıklık ediyor. Yatırımcılar, bir yandan iki ülke arasındaki diyalog sürecinin enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki potansiyel etkilerini değerlendirirken, diğer yandan Fed'in bir sonraki faiz adımına ilişkin ipuçları için ABD verilerini inceliyor. Bu hafta açıklanan perakende satışlar ve sanayi üretimi verileri, ekonominin yavaşlama sinyalleri verdiğini ancak enflasyonun hala yapışkan olduğunu gösteriyor. Altının ons fiyatı, 2.350 dolar seviyesinde tutunurken, analistler kısa vadede 2.300-2.400 dolar bandında bir hareket bekliyor. ABD-İran görüşmelerinin başarıya ulaşması halinde petrol arzındaki artışın enflasyonu aşağı çekebileceği ve Fed'in faiz indirimine gitmesini kolaylaştırabileceği öngörülüyor. Ancak görüşmelerin tıkanması durumunda jeopolitik risk priminin artmasıyla altına olan talep güçlenebilir.
Barış görüşmelerinin arka planı ve altın üzerindeki etkisi
ABD ile İran arasında Umman'ın arabuluculuğunda devam eden görüşmeler, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması ve bölgesel gerilimlerin azaltılması hedefini taşıyor. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan, görüşmelerin 'olumlu bir atmosferde' ilerlediğini belirtirken, ABD tarafından da 'temkinli iyimserlik' sinyalleri geliyor. Ancak İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin endişeler ve ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, sürecin önündeki en büyük engeller olarak duruyor. Barış görüşmelerinin başarılı olması, petrol arzının artmasına ve enerji fiyatlarının düşmesine yol açarak küresel enflasyonu yavaşlatabilir. Bu durum, Fed'in faiz indirimi yapmasını kolaylaştırırken, altının getirisi düşen tahvillere kıyasla daha cazip hale gelebilir. Öte yandan, görüşmelerin başarısız olması durumunda, özellikle Orta Doğu'da artan istikrarsızlık ve petrol fiyatlarındaki yükseliş, enflasyonu tekrar yukarı çekerek Fed'in şahin duruşunu korumasına neden olabilir. Bu senaryoda, altın güvenli liman olarak talep görecek ancak faiz artırımı beklentileri üstünü baskılayabilir.
ABD'den gelen ekonomik veriler, resmin netleşmesine henüz yeterli katkı sağlamış değil. Geçtiğimiz hafta açıklanan perakende satışlar, tüketici harcamalarının beklenenden daha fazla yavaşladığını gösterirken, sanayi üretimi verileri imalat sektöründeki toparlanmanın kırılgan olduğunu ortaya koydu. Çekirdek TÜFE ise yıllık bazda %3,6 ile beklentilerin üzerinde gelerek Fed'in faiz indirimine gitmekte ne kadar zorlanacağını gösterdi. Piyasalarda, Fed'in eylül ayında faiz indirimine başlayacağına yönelik beklentiler zayıflarken, kasım veya aralık ayına kaymış durumda. Bu belirsizlik ortamında, altın fiyatları hem jeopolitik gelişmelerden hem de makroekonomik verilerden gelen sinyalleri dengelemeye çalışıyor. Dolar endeksinin 105,5 seviyesinde yatay seyretmesi de altın için ek bir baskı unsuru oluşturmuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Orta Doğu'da yeni bir denklem mi?
ABD-İran barış görüşmeleri, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi açısından değil, aynı zamanda Orta Doğu'da yeni bir güç dengesinin kurulması açısından da kritik önem taşıyor. İran, Suudi Arabistan ile Çin arabuluculuğunda varılan anlaşma sonrası bölgede izolasyonu kırmaya çalışırken, ABD ise Yemen'deki ateşkesi kalıcı hale getirmek ve İsrail-İran gerilimini azaltmak istiyor. Görüşmelerin başarıya ulaşması, İran'ın nükleer programının sınırlandırılması ve buna karşılık yaptırımların hafifletilmesiyle sonuçlanabilir. Bu durum, küresel petrol arzında önemli bir artış anlamına gelirken, OPEC+ üzerindeki baskıyı da artırabilir. Petrol fiyatlarında beklenen düşüş, enflasyonla mücadele eden merkez bankalarının elini rahatlatacak ve gelişmekte olan ülkeler için ithalat maliyetlerini azaltacaktır. Ancak görüşmelerin başarısız olması, bölgede yeni bir kriz riskini beraberinde getirecek. İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırması ve ABD'nin yaptırımları sıkılaştırması, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini yeniden gündeme getirebilir. Bu senaryoda, altın ve diğer güvenli liman varlıklara talep artarken, risk iştahı azalacaktır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran barış görüşmeleri, Türkiye için hem diplomatik hem de ekonomik açıdan önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor. Olumlu bir sonuç, İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesine yol açarsa, Türkiye'nin enerji ithalatında maliyet avantajı sağlayabilir ve doğalgaz fiyatlarını aşağı çekebilir. Ayrıca, iki ülke arasındaki ticaretin artması, özellikle enerji ve ulaştırma alanlarında Türkiye'nin bölgesel bir merkez olma rolünü güçlendirebilir. Ancak görüşmelerin başarısız olması, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin güney sınırında yeni bir güvenlik tehdidi oluşturabilir ve enerji fiyatlarını yükselterek cari açığı daha da büyütebilir. Türkiye, bu süreçte hem ABD hem de İran ile dengeli bir diplomasi yürütmek zorunda kalacak. Özellikle İran'ın doğal gazının Avrupa'ya taşınması gibi projeler, Türkiye için potansiyel bir kazanım olarak öne çıkarken, ABD'nin İran'a yönelik sert yaptırım politikasının devamı halinde Türkiye'nin enerji ticaretinde yasal risklerle karşılaşması muhtemel. Kısacası, tahran-washington hattındaki gelişmeler, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel pozisyonu açısından yakından izlenmesi gereken bir süreçtir.