Altın fiyatları, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırma olasılığına ilişkin piyasa beklentilerinin gerilemesiyle birlikte, Mayıs ayından bu yana ilk haftalık yükselişini tamamlayarak yeni haftaya dengeli bir seyirle başladı. Değerli metal, geçen hafta boyunca yüzde 1,2 oranında değer kazanarak yatırımcıların risk iştahındaki toparlanma ve dolar endeksindeki zayıflamadan destek buldu. Spot altın, Asya piyasalarının açılışında ons başına 2.745 dolar seviyesinde işlem görürken, ABD vadeli işlemlerinde de benzer bir yatay seyir izlendi. Analistler, altının mevcut seviyelerde tutunabilmesi için Fed'in para politikasına yönelik net sinyallerin yanı sıra jeopolitik gelişmelerin de belirleyici olacağını vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı
Altın fiyatlarındaki son hareketlilik, Fed yetkililerinin son dönemde yaptığı açıklamalarla yakından ilişkili. Geçtiğimiz hafta, Fed Başkanı Jerome Powell ve diğer üyeler, enflasyondaki yavaşlamanın devam etmesi halinde faiz artırım döngüsünün sonuna yaklaşıldığı sinyalini verdi. Bu durum, daha önce yıl sonuna kadar bir faiz artışı daha bekleyen piyasa katılımcılarının bu beklentilerini aşağı yönlü revize etmesine neden oldu. Mart 2025'e ilişkin Fed faiz vadeli işlemlerinde, faiz indirimi olasılığı yüzde 55'e yükselirken, yıl sonuna kadar 25 baz puanlık bir faiz artışı olasılığı yüzde 20'nin altına geriledi. Düşük faiz ortamı, getirisi olmayan altın için olumlu bir zemin hazırlıyor.
Öte yandan, küresel ekonomik görünüme ilişkin belirsizlikler de altının güvenli liman talebini destekliyor. ABD'de açıklanan tarımsal istihdam verilerinin beklentilerin altında kalması, Çin ekonomisindeki yavaşlama sinyalleri ve Avrupa'da devam eden enerji krizi, yatırımcıları altın gibi geleneksel güvenli liman varlıklarına yönlendiriyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, merkez bankalarının altın alımları da güçlü seyrediyor. Özellikle Çin, Polonya ve Hindistan merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme amacıyla altın alımlarını artırdığı görülüyor. Bu durum, fiziksel altın talebini destekleyerek fiyatların aşağı yönlü hareketini sınırlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Altın piyasasındaki bu gelişmeler, yalnızca ABD para politikasıyla sınırlı değil. Ortadoğu'da devam eden jeopolitik gerilimler, özellikle İsrail-Filistin çatışmasının bölgeye yayılma riski, yatırımcıları temkinli olmaya itiyor. Ayrıca, Ukrayna-Rusya savaşında cephe hattındaki hareketlilik ve enerji altyapısına yönelik saldırılar, küresel risk algısını yüksek tutuyor. Bu faktörler, altının güvenli liman işlevini ön plana çıkarırken, ons başına 2.700 dolar seviyesinin üzerinde kalıcı olmasını sağlıyor.
Teknik açıdan bakıldığında, altın 2.700 dolar seviyesinin üzerinde tutundukça yükseliş potansiyeli korunuyor. Ancak 2.750 dolar direncinin aşılması, yeni bir rallinin başlangıcı olabilir. Aşağı yönde ise 2.700 dolar desteğinin kırılması durumunda 2.650 dolara kadar geri çekilme olasılığı bulunuyor. Piyasalar, bu hafta açıklanacak ABD enflasyon verileri ve Fed toplantı tutanaklarını yakından takip edecek. Özellikle çekirdek TÜFE verisinin beklenenden düşük gelmesi, altına yeni bir ivme kazandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Altın fiyatlarındaki istikrar, Türkiye ekonomisi için doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel faiz beklentilerindeki değişim Türk varlık fiyatlarını dolaylı olarak etkiliyor. Fed'in faiz artırım döngüsünü sonlandırması, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını hızlandırabilir ve Türk lirası üzerindeki baskıyı azaltabilir. Ancak, Türkiye'nin yüksek enflasyon ve cari açık gibi yapısal sorunları göz önüne alındığında, altın yatırımcıları için yerel piyasada gram altın fiyatları dolar kuru ve iç talep nedeniyle daha volatil seyredebilir. Ayrıca, Merkez Bankası'nın altın rezervlerini artırma politikası, küresel altın talebine olumlu katkı sağlarken, Türkiye'nin dış kırılganlığını azaltmaya yardımcı oluyor.