İngiltere'de polis öncülüğünde yürütülen ve uyuşturucu kullanıcılarını adalet sistemi yerine tedavi ve eğitim hizmetlerine yönlendiren 'diversion' programları, suç tekrarını belirgin ölçüde azaltıyor. Guardian gazetesinin ulaştığı resmi araştırma sonuçlarına göre, bu programlara katılanların yeniden suç işleme oranı, kovuşturmaya uğrayanlara kıyasla yüzde 32 daha düşük. Araştırma, 2020-2023 arasında İngiltere ve Galler'deki 36 bölgede uygulanan 'Checkpoint' benzeri modelleri kapsıyor.
Ceza değil tedavi: Nasıl işliyor?
Program, küçük miktarda uyuşturucu bulundurma veya kullanma suçundan yakalanan kişilere, mahkemeye sevk edilmek yerine gönüllü olarak bağımlılık danışmanlığı, barınma yardımı ve iş bulma desteği alma seçeneği sunuyor. Polis, kişinin programa katılmayı kabul etmesi halinde suç duyurusunda bulunmuyor. Araştırmaya göre, programa katılanların sadece yüzde 12'si 12 ay içinde yeniden yakalanırken, geleneksel kovuşturma yolundan geçenlerde bu oran yüzde 18'e çıkıyor. Bu, 'diversion' uygulamasının suç tekrarını yüzde 32 oranında düşürdüğü anlamına geliyor.
Programın maliyet etkinliği de dikkat çekiyor. Her bir katılımcı için harcanan ortalama 1.400 sterlin (yaklaşık 50 bin TL), mahkeme süreci ve cezaevi masraflarına kıyasla çok daha düşük. Ayrıca, polis memurlarının zamanının büyük ölçüde azaldığı ve toplum güvenliğine katkı sağlandığı belirtiliyor.
Küresel ilgi ve eleştiriler
Benzer modeller ABD, Kanada ve Avustralya'da da uygulanıyor. Ancak eleştirmenler, programın sadece küçük çaplı suçlulara yönelik olduğunu, ağır uyuşturucu ticareti yapanlara uygulanmadığını vurguluyor. Ayrıca, bazı muhafazakar çevreler 'cezasızlık mesajı' verdiği gerekçesiyle karşı çıkıyor. Yine de, suç tekrarındaki düşüş ve insani maliyet tasarrufu, birçok ülkede benzer yasaların gündeme gelmesine yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de uyuşturucu bağımlılığı ve bağlantılı suçlar önemli bir toplumsal sorun. Ceza sisteminin ağırlıklı olarak cezalandırmaya odaklanması, bağımlı bireylerin tedaviye erişimini kısıtlıyor. Bu araştırma, polis ve adliye üzerindeki yükü azaltabilecek, suç tekrarını düşürebilecek alternatif bir model sunuyor. Türkiye'deki 'denetimli serbestlik' ve 'uyuşturucu ile mücadele' politikaları, bu tür 'diversion' programlarının etkinliğini değerlendirebilir. Özellikle, genç nüfus ve düşük gelirli bölgelerde pilot uygulamalar, uzun vadede hem kamu güvenliğine hem de bütçeye katkı sağlayabilir. Ancak, Türkiye'nin hukuki ve kültürel yapısına uygun bir model geliştirilmesi gerekiyor.