Almanya'nın uzun süredir beklenen F-35 programında ilk somut adım atıldı. Savunma Bakanı Boris Pistorius'un açıklamalarına göre, Alman Hava Kuvvetleri (Luftwaffe) için üretilen ilk F-35 savaş uçağı fabrikadan çıktı. Bu gelişme, Avrupa'nın en büyük ekonomisinin hava savunma kapasitesini modernize etme yolunda attığı en kritik adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Pistorius, uçağın "Almanya'nın kendisini ve müttefiklerini savunmak için daha fazla sorumluluk üstleneceğine dair bir söz" olduğunu vurguladı. Soğuk Savaş sonrası dönemde savunma harcamalarını kısma eğiliminde olan Berlin'in, Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası başlattığı Zeitenwende (tarihi dönüm noktası) politikası çerçevesinde F-35 tedariki sembolik ve stratejik bir önem taşıyor.
Almanya'nın F-35 Yolculuğu ve Programın Arka Planı
Almanya, ABD liderliğindeki F-35 programına resmi olarak 2022 yılında katıldı. Dönemin hükümeti, eskiyen Tornado filosunun yerine 35 adet F-35A siparişi verdi. Bu sipariş, yalnızca bir uçak alımı değil, aynı zamanda NATO'nun nükleer paylaşım misyonuna uygun yeteneklerin korunmasını da içeriyordu. Tornado'lar, Almanya'nın NATO çerçevesinde kullandığı taktik nükleer bombaları taşıyabilen tek uçağıydı; F-35'lerin bu görevi devralması, ittifak içindeki caydırıcılık zincirinin kesintisiz sürmesini sağlayacak.
İlk uçak, ABD'deki Lockheed Martin tesislerinde üretildi. Almanya'ya teslimatların 2026 yılından itibaren başlaması planlanıyor. Uçakların bir kısmı ABD'de eğitim için kalacak, ana üsleri ise Schleswig-Holstein'daki Jagel Hava Üssü olacak. Ayrıca Almanya, F-35'lerin bakım ve lojistik altyapısını kendi topraklarında kurmak için de çalışmalar yürütüyor. Bu kapsamda Rheinmetall ve Lockheed Martin iş birliğiyle bir bakım merkezi kurulması gündemde. Programın toplam maliyetinin 10 milyar avroyu aşması bekleniyor; bu rakam, uçak alımının yanı sıra silah sistemleri, simülatörler, altyapı ve eğitim harcamalarını içeriyor.
Avrupa Güvenliği ve NATO Dinamikleri
Almanya'nın F-35 hamlesi, Avrupa'da savunma dengelerini de etkiliyor. Fransa, kendi yerli savaş uçağı projesi FCAS (Future Combat Air System) ile Avrupa'nın savunma bağımsızlığını güçlendirmeyi hedeflerken, Almanya'nın ABD yapımı F-35'lere yönelmesi Paris'te zaman zaman rahatsızlık yaratmıştı. Ancak Berlin, hem NATO uyumluluğu hem de acil ihtiyaçlar nedeniyle bu tercihi savunuyor. Öte yandan, F-35 kullanan Avrupa ülkeleri arasında İngiltere, İtalya, Hollanda, Norveç, Danimarka, Belçika, Polonya, Finlandiya ve Çekya gibi ülkeler bulunuyor. Almanya'nın katılımıyla Avrupa'da ortak eğitim, lojistik ve operasyonel entegrasyon daha da güçlenecek.
Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, Avrupa ülkelerinin hava savunma ve taarruz kapasitelerini hızla artırma ihtiyacını ortaya koydu. F-35, düşük görünürlük, gelişmiş sensör füzyonu ve elektronik harp yetenekleriyle bu ihtiyaca cevap veren en modern platformlardan biri. Almanya'nın bu uçaklarla birlikte keşif, gözetleme ve hassas vuruş kabiliyetlerini önemli ölçüde artırması bekleniyor. Ayrıca F-35'lerin, NATO'nun doğu kanadındaki hava polisliği görevlerinde de kullanılması muhtemel. Bu da ittifakın kolektif savunma taahhüdüne somut bir katkı anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'nın F-35 programındaki ilerleme, Türkiye için iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, Türkiye'nin S-400 alımı nedeniyle F-35 programından çıkarılması ve ardından gelen CAATSA yaptırımları, Türk Hava Kuvvetleri'nin modernizasyonunu geciktirdi. Almanya gibi bir NATO müttefikinin F-35'lere kavuşması, ittifak içindeki teknolojik uçurumun daha da derinleşmesi anlamına geliyor; Türkiye'nin kendi yerli savaş uçağı KAAN projesini hızlandırması bu açıdan kritik. İkincisi, Türkiye'nin F-16 modernizasyonu ve Eurofighter Typhoon tedarik süreçleri devam ederken, Avrupa'daki hava gücü dengelerinin değişmesi Ankara'nın savunma planlamasını doğrudan etkileyecek. Ayrıca Almanya'nın savunmada daha aktif rol alması, Türkiye'nin Avrupa ile güvenlik iş birliğinde yeni fırsatlar ve rekabet alanları yaratabilir.