Almanya'nın popülist ve aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan seçimlerde oy oranını ikiye katlayarak zafer ilan etti. Bu sonuç, sonbaharda yapılacak bir dizi eyalet seçiminin ilki olması nedeniyle Almanya genel siyaseti açısından kritik bir gösterge olarak yorumlanıyor. AfD, göç karşıtı söylemi ve pandemi kısıtlamalarına yönelik eleştirileriyle eyalette önemli bir destek kazandı.
Seçim sonuçları ve siyasi tablo
Sandık çıkış anketlerine göre AfD, Saksonya-Anhalt'ta oyların yaklaşık yüzde 23'ünü alarak 2016'daki yüzde 12'lik oy oranını neredeyse ikiye katladı. Bu, partinin eyaletteki en yüksek oy oranına ulaştığı anlamına geliyor. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ise yüzde 30 civarında oyla birinci parti olmayı sürdürdü ancak oy kaybı yaşadı. Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Sol Parti (Die Linke) oy kaybederken, Yeşiller ve FDP oylarını artırdı.
Seçim sonuçları, Almanya'da Eylül ayında yapılacak federal seçimler öncesinde aşırı sağın yükselişini gözler önüne seriyor. AfD, özellikle doğu eyaletlerinde göçmen karşıtı söylemi ve Koronavirüs kısıtlamalarına yönelik eleştirileriyle destek topluyor. Parti, iklim değişikliği politikalarına ve Avrupa Birliği'ne yönelik şüpheci tutumuyla da biliniyor.
Uzmanlar, AfD'nin başarısını protesto oylarının yanı sıra, hükümetin pandemi yönetimine duyulan hoşnutsuzluğa bağlıyor. Ayrıca, Saksonya-Anhalt gibi ekonomik olarak görece zayıf bölgelerde aşırı sağın daha kolay taban bulduğu belirtiliyor. CDU'nun adayı Reiner Haseloff, seçim sonrası yaptığı açıklamada, "Sonuç, demokrasi adına endişe verici" dedi.
Almanya ve Avrupa için anlamı
AfD'nin Saksonya-Anhalt'taki başarısı, Almanya'da aşırı sağın kurumsallaşmaya başladığının işareti olarak görülüyor. 2017'de federal meclise giren parti, anketlerde yüzde 10-15 bandında seyrediyordu. Ancak son aylarda pandemi karşıtı hareketlerle ittifak kurması ve göç konusundaki sert söylemi, partinin tabanını genişletmesine yardımcı oldu.
Avrupa genelinde de aşırı sağ partiler yükselişte. Fransa'da Marine Le Pen'in Ulusal Birleşme partisi, İtalya'da Matteo Salvini'nin Lega'sı ve İspanya'da Vox partisi benzer şekilde oy oranlarını artırıyor. Almanya'daki bu sonuç, Avrupa Birliği'nin geleceği ve göç politikaları açısından da önemli bir gösterge.
Almanya Başbakanı Angela Merkel'in halefi olarak gösterilen CDU lideri Armin Laschet, seçim sonuçlarını değerlendirirken, "Demokrasiye olan inancımızı koruyacağız ve aşırı sağa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Ancak AfD'nin yükselişi, diğer partilerin koalisyon stratejilerini de etkileyecek gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da aşırı sağcı AfD'nin Saksonya-Anhalt eyaletinde elde ettiği seçim başarısı, Türkiye-AB ilişkileri ve Türk toplumu açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir. AfD'nin göçmen karşıtı ve İslamofobik söylemi, Almanya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insanı doğrudan etkileyebilir. Partinin yükselişi, Türkiye'nin AB üyelik sürecine yönelik olumsuz tutumları da beraberinde getirebilir. Öte yandan, Almanya'daki siyasi istikrarsızlık, iki ülke arasındaki ticari ve diplomatik ilişkilerde belirsizlik yaratabilir. Türkiye, Avrupa'daki aşırı sağ trendi yakından takip ederek, vatandaşlarının haklarını korumak için girişimlerde bulunmalıdır.