Almanya'nın Berlin, Hamburg ve Münih dahil yaklaşık 20 kentinde on binlerce kişi, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yasaklanması talebiyle yürüdü. Ülke geneline yayılan protestolar, AfD'nin anketlerdeki yükselişine ve göçmen karşıtı söylemine karşı artan toplumsal tepkinin göstergesi olarak değerlendiriliyor. Göstericiler, AfD'nin anayasal düzeni tehdit ettiğini savunarak federal hükümeti harekete geçmeye çağırdı.
Protestoların arka planı
Almanya'da son aylarda AfD'nin kamuoyu yoklamalarındaki oy oranı yüzde 20'nin üzerine çıkmış durumda. Özellikle doğu eyaletlerinde güçlü olan parti, göçmen karşıtı politikaları ve Avrupa Birliği'ne yönelik eleştirileriyle biliniyor. Geçtiğimiz yıl ortaya çıkan ve AfD'li bazı isimlerin yabancı kökenli Alman vatandaşlarını sınır dışı etme planlarını tartıştığı iddia edilen bir toplantı haberi, ülke çapında büyük yankı uyandırmıştı. Bu olayın ardından başlayan kitlesel protestolar, zaman zaman yüz binleri aşan katılımlarla devam ediyor.
Protestoları düzenleyen sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve öğrenci grupları, AfD'nin yasaklanması için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını istiyor. Almanya'da bir partinin yasaklanması için Anayasa Mahkemesi'nin kararı gerekiyor ve bu süreç oldukça zorlu. Ancak göstericiler, AfD'nin demokratik değerleri aşındırdığını ve anayasal düzene karşı bir tehdit oluşturduğunu savunuyor. Polis, gösterilerin büyük ölçüde barışçıl geçtiğini, küçük çaplı arbede yaşandığını bildirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Almanya'daki bu protestolar, Avrupa genelinde aşırı sağ partilerin yükselişine karşı bir tepki olarak görülüyor. Fransa'da Ulusal Birlik (RN), İtalya'da Brothers of Italy, Hollanda'da Özgürlük Partisi (PVV) gibi partilerin son yıllarda oy oranlarını artırması, Avrupa siyasetinde sağa kayışın bir parçası. Almanya'da AfD'nin yükselişi, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde aşırı sağın yeniden güçlenmesi endişesini beraberinde getiriyor. Avrupa Birliği kurumları da aşırı sağın yükselişini yakından izliyor.
Protestoların bir diğer önemli boyutu da Almanya'nın göç politikaları. AfD, göçmen karşıtı söylemiyle biliniyor ve özellikle 2015 göç krizi sonrasında popülaritesini artırdı. Son dönemde Ukrayna savaşı nedeniyle milyonlarca Ukraynalı mültecinin Almanya'ya gelmesi, göç tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Ana akım partiler, AfD'nin yükselişini durdurmak için göç konusunda daha sert politikalar izlemeye başladı. Bu durum, AfD'nin söyleminin normalleşmesine yol açabileceği endişesini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'daki siyasi gelişmeler, Türkiye'yi birkaç açıdan ilgilendiriyor. Öncelikle, Almanya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insan, AfD'nin yükselişinden doğrudan etkilenebilir. AfD'nin göçmen karşıtı politikaları ve zaman zaman Türkiye karşıtı söylemleri, diaspora için endişe kaynağı. Ayrıca, Almanya Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı ve Avrupa Birliği içinde kilit bir aktör. Almanya'daki siyasi istikrarsızlık veya aşırı sağın güçlenmesi, AB-Türkiye ilişkilerini ve ekonomik iş birliğini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Avrupa'da yükselen aşırı sağa karşı diplomatik kanalları kullanarak diasporanın haklarını koruma çabasında.