Almanya'da aşırı sağın yükselişi ve normalleşmesi, Avustralyalı analistler tarafından yakından takip ediliyor. Yazar Charlotte Feakins'in Guardian'da kaleme aldığı analize göre, Almanya için Alternatif (AfD) ve Avustralya'nın One Nation partisi farklı görünseler de aynı tehlikeli melodiyi çalıyor. Her iki parti de son seçimlerde önemli başarılar elde etti. Bu durum, Avustralya'nın da Almanya'daki gelişmelerden ders çıkarması gerektiğini gösteriyor.
Almanya'da Aşırı Sağın Yükselişi
AfD, son yıllarda Almanya genelinde oy oranını istikrarlı bir şekilde artırdı. Özellikle Doğu Almanya'da güçlü bir tabana sahip olan parti, göçmen karşıtı söylemleri ve milliyetçi politikalarıyla dikkat çekiyor. AfD'nin yükselişi, geleneksel partilerin oy kaybıyla paralellik gösteriyor. Almanya'da ana akım partiler, AfD'yi dışlamakta zorlanıyor ve yer yer onunla işbirliği yapma eğilimi gösteriyor. Bu durum, aşırı sağın normalleşmesine yol açıyor. AfD'nin seçim başarıları, sadece Almanya'da değil, tüm Avrupa'da endişeyle izleniyor.
Avustralya'da ise One Nation partisi, benzer bir şekilde göçmen karşıtı ve popülist söylemlerle seçmen desteği kazanıyor. Her iki parti de ekonomik hoşnutsuzluktan ve kültürel kaygılardan besleniyor. Charlotte Feakins, bu iki partinin farklı ülkelerde olmalarına rağmen aynı stratejileri kullandığını vurguluyor. AfD ve One Nation, göçmenleri ve azınlıkları hedef alarak, "biz ve onlar" ayrımını körüklüyor. Her iki parti de sosyal medyayı etkili bir şekilde kullanarak genç seçmenlere ulaşıyor.
Normalleşme Süreci ve Tehlikeler
Aşırı sağın normalleşmesi, sadece seçim sonuçlarıyla sınırlı değil. Ana akım medya ve siyasetçiler, aşırı sağ partilerin söylemlerini meşrulaştırarak bu sürece katkıda bulunuyor. Almanya'da AfD'nin bazı politikaları, diğer partiler tarafından da dile getiriliyor. Bu durum, aşırı sağın kabul edilebilir bir alternatif haline gelmesine neden oluyor. Avustralya'da da benzer bir eğilim gözlemleniyor. One Nation'ın göçmen karşıtı söylemleri, ana akım partiler tarafından zaman zaman benimseniyor. Bu durum, aşırı sağın daha da güçlenmesine yol açıyor.
Tarihsel olarak, aşırı sağın normalleşmesi tehlikeli sonuçlar doğurdu. 20. yüzyılda Avrupa'da yaşanan trajediler, aşırı sağın iktidara gelmesinin ne kadar yıkıcı olabileceğini gösterdi. Almanya'da AfD'nin yükselişi, bu tarihsel hafızayı canlandırıyor. Avustralya ise coğrafi olarak uzak olsa da, benzer bir tehlikeyle karşı karşıya. Charlotte Feakins, Avustralya'nın Almanya'daki gelişmelerden ders çıkarması gerektiğini savunuyor. Aşırı sağın normalleşmesi, demokrasiyi ve toplumsal barışı tehdit ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Aşırı sağın yükselişi, sadece Almanya ve Avustralya ile sınırlı değil. Avrupa genelinde birçok ülkede aşırı sağ partiler güç kazanıyor. Fransa'da Ulusal Birlik (Rassemblement National), İtalya'da Kardeşler (Fratelli d'Italia) ve İsveç'te İsveç Demokratları (Sverigedemokraterna) gibi partiler, seçimlerde önemli başarılar elde etti. Bu partiler, göçmen karşıtı ve milliyetçi politikalarıyla ortak bir zemin oluşturuyor. Küresel ölçekte ise popülist ve otoriter eğilimler artıyor. ABD'de Donald Trump'ın etkisi, Brezilya'da Jair Bolsonaro'nun yükselişi ve Hindistan'da Narendra Modi'nin politikaları, bu eğilimin örnekleri arasında.
Aşırı sağın normalleşmesi, uluslararası ilişkileri de etkiliyor. Göçmen karşıtı politikalar, insan hakları ihlallerine yol açabiliyor. Ayrıca, aşırı sağ partiler, iklim değişikliği gibi küresel sorunlara şüpheyle yaklaşıyor. Bu durum, uluslararası işbirliğini zorlaştırıyor. Avustralya ve Almanya gibi ülkelerde aşırı sağın yükselişi, liberal demokrasinin geleceği açısından endişe verici. Charlotte Feakins'in analizi, bu tehlikeye dikkat çekiyor ve Avustralya'yı uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da aşırı sağın yükselişi, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Almanya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insan, aşırı sağın yükselişinden doğrudan etkilenebilir. AfD'nin göçmen karşıtı söylemleri, Türk toplumunu hedef alabilir. Ayrıca, Almanya'daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye-AB ilişkilerini de etkileyebilir. Türkiye, Avrupa'daki aşırı sağın yükselişini dikkatle izlemeli ve vatandaşlarının haklarını korumak için gerekli adımları atmalı. Avustralya'daki benzer gelişmeler ise Türkiye'nin uzak coğrafyasında olsa da, küresel bir trendin parçası olarak değerlendirilmeli. Aşırı sağın normalleşmesi, Türkiye'nin uluslararası alandaki ittifaklarını ve güvenlik politikalarını da etkileyebilir.