Almanya, Çin’in sanayi ürünleri ihracatındaki artışa karşı Avrupa Birliği’nin (AB) ticaret savunma araçlarını hızlandırmayı amaçlayan Fransa öncülüğündeki bir girişime destek verdi. Fransız hükümetinin önerisi, ABD’nin son yıllarda uyguladığı tarife ve kota sistemine benzer bir mekanizmanın AB düzeyinde hayata geçirilmesini öngörüyor. Berlin yönetimi, bu adımın Avrupa Komisyonu’nun yerli sanayiyi Çin’in aşırı arzından koruma kabiliyetini artıracağını belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Fransa’nın önerisi, AB’nin mevcut ticaret savunma araçlarının (TSA) Çin’in devlet destekli endüstriyel kapasite fazlasına karşı yetersiz kaldığı değerlendirmesine dayanıyor. Pekin yönetiminin özellikle çelik, alüminyum, güneş panelleri ve elektrikli araç bataryaları gibi sektörlerde üretim fazlasını küresel piyasalara yönlendirmesi, Avrupalı üreticiler üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un ekonomi danışmanları, Fransız planının ABD’nin 2022’de yürürlüğe koyduğu Çin’e yönelik tarife ve kota uygulamalarına benzediğini, ancak AB’nin ticaret ortaklarıyla daha dengeli bir ilişki sürdürmesine olanak tanıdığını vurguluyor. Berlin, bu mekanizmanın ABD’nin "Alüminyum ve Çelik için 232. Madde" tarifeleri gibi tek taraflı korumacı önlemlerinin aksine, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarıyla uyumlu olacağını savunuyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, AB’nin ticaret savunma araçlarını modernize etme ihtiyacını kabul ederken, Fransa ve Almanya arasındaki bu mutabakatın doğru yönde bir adım olduğunu ifade etti. Ancak Komisyon içinde de planın ayrıntılarına dair tartışmalar sürüyor. Özellikle Kuzey Avrupa ülkeleri, geniş kapsamlı korumacı önlemlerin AB’nin serbest ticaret anlaşmalarına ve küresel tedarik zincirlerine zarar verebileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Almanya’nın bu girişime desteği, Avrupa’nın en büyük ekonomisinin geleneksel olarak ticari liberalizm yanlısı duruşunda bir kırılmayı temsil ediyor. Berlin, Çin’in artan ekonomik nüfuzuna karşı AB’nin tek bir blok halinde hareket etmesi gerektiğini artık kabul ediyor. Uzmanlar, bu değişimin arkasında, Almanya’nın özellikle otomotiv ve makine sanayisinde Çin rekabeti karşısında duyduğu endişelerin yattığını belirtiyor.
Fransa ve Almanya arasındaki bu mutabakat, AB’nin Çin’e yönelik ticaret politikasında önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. İki ülke, ABD’nin Çin’e yönelik teknoloji ambargolarına ve yatırım kısıtlamalarına benzer önlemleri AB düzeyinde koordine etme konusunda da anlaşmaya varmış durumda. Öte yandan, Çin’in Avrupa’daki yatırımları ve "Kuşak ve Yol Girişimi" kapsamındaki projeleri, AB’nin ticaret hamlelerinin jeopolitik sonuçlarını daha karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB’nin Çin’e karşı uygulayacağı daha sıkı tarife ve kotalar, Türkiye’nin ihracat rekabetini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği kapsamında entegre bir ticaret ilişkisine sahip olduğundan, AB’nin ticaret savunma önlemleri Türk sanayicisini de bağlıyor. Özellikle çelik, alüminyum ve tekstil gibi emek yoğun sektörlerde Türk firmaları, Çin’e karşı korunan bir Avrupa pazarında daha avantajlı konuma gelebilir. Öte yandan, AB’nin korumacılık eğilimi, Türkiye’nin üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları yapma stratejisini zorlaştırabilir. Küresel ticaret savaşlarının derinleşmesi halinde, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi yönündeki talepleri daha da önem kazanacaktır.