Almanya'nın önde gelen CEO'ları, Şansölye Friedrich Merz'in ekonomi politikalarının, ülkenin içine düştüğü durgunluktan çıkış için yeterli olmadığını düşünüyor. Merz'in açıkladığı 10 milyar euroluk vergi indirimi paketi, iş dünyası tarafından “olumlu ama yetersiz” olarak nitelendirilirken, Alman sanayisinin rekabet gücünü artırmak için daha kapsamlı reformlar talep ediliyor. Almanya, geçtiğimiz yıl daralan ekonomisi ve artan enerji maliyetleriyle boğuşurken, iş dünyası güven endeksi tarihi düşük seviyelerde seyrediyor. Bu durum, ülkenin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşadığı şeklinde yorumlanıyor.
Merz'in Ekonomik Vizyonu ve Tepkiler
Şansölye Merz, seçim kampanyasında vaat ettiği vergi indirimlerini hayata geçirmek için harekete geçti. Plan, kurumlar vergisi oranını yüzde 30'dan yüzde 25'e düşürmeyi ve küçük işletmeler için ek teşvikler içeriyor. Ancak Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği (DIHK) Başkanı Peter Adrian, bu adımı "ekonomik canlanma için bir başlangıç noktası" olarak tanımlarken, planın yapısal sorunları çözmekten uzak olduğunu vurguladı. Adrian, "Enerji maliyetleri, bürokrasi ve iş gücü açığı gibi kronik sorunlarımız var. Merz'in paketi sadece bir bandaj niteliğinde" dedi.
Alman ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv ve makine sektörlerinden de benzer eleştiriler geliyor. Volkswagen CEO'su Oliver Blume, "Almanya'nın sanayi üssü olarak kalabilmesi için enerji fiyatlarının düşürülmesi, dijitalleşmenin hızlandırılması ve Yeşil Anlaşma hedeflerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. 10 milyar euro, yıllık 800 milyar euroluk bir ekonomi için çok küçük bir rakam" şeklinde konuştu. Öte yandan, Siemens Energy CEO'su Christian Bruch, "Hükümetin tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve Çin'e olan bağımlılığı azaltma konusunda daha cesur adımlar atması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Merz'in karşı karşıya olduğu bir diğer ciddi sorun ise aşırı sağın yükselişi. Almanya için Alternatif (AfD) partisi, son anketlerde oy oranını yüzde 22'ye çıkararak ikinci sıraya yerleşti. Göç ve güvenlik endişelerinin yanı sıra ekonomik belirsizlik, seçmenleri radikal partilere yöneltiyor. Merz'in muhafazakar CDU/CSU bloğu ise oylarını yüzde 28'de tutabilmiş durumda. Uzmanlar, Merz'in kısa vadeli vergi indirimleriyle ekonomiyi canlandıramazsa, 2025 sonbaharında yapılacak genel seçimlerde AfD'nin daha da güçleneceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Almanya'nın Ekonomik Zaafları Avrupa'yı Tehdit Ediyor
Almanya'daki ekonomik yavaşlama, Avrupa genelinde endişeyle izleniyor. Zira Almanya, AB ekonomisinin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor ve birçok ülke için en önemli ticaret ortağı konumunda. Fransa ve İtalya başta olmak üzere diğer büyük AB ekonomileri de benzer durgunluk sinyalleri verirken, Almanya'nın toparlanamaması tüm kıtayı resesyona sürükleme riski taşıyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB), faiz indirimleriyle büyümeyi desteklemeye çalışsa da, yapısal reformların eksikliği para politikasının etkisini sınırlıyor. Özellikle enerji fiyatlarındaki yükseklik, Rusya'ya uygulanan yaptırımların bir sonucu olarak Alman sanayisini olumsuz etkilemeye devam ediyor. ABD'nin Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) ile yeşil teknolojiye yönelik devasa sübvansiyonları, yatırımları Almanya'dan ABD'ye kaydırıyor. Örneğin, Kuzey Amerika'ya yatırım yapmayı planlayan Alman şirketlerinin sayısı geçen yıla göre yüzde 15 arttı.
Küresel bağlamda ise Almanya'nın zayıflaması, Euro'nun değer kaybetmesine ve küresel talep üzerinde baskı oluşturmasına neden oluyor. Çin'e olan ihracat bağımlılığı ve ticaret savaşları da ek risk oluşturuyor. Merz'in Çin ile ilişkileri "risk azaltma" çerçevesinde yeniden şekillendirme çabaları, iş dünyası tarafından yavaş bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı ve ihracat pazarı konumunda; ikili ticaret hacmi 50 milyar doların üzerinde. Almanya ekonomisinin resesyona girmesi, Türk ihracatçılarını doğrudan etkileyecek ve cari açık üzerinde baskı yaratacaktır. Özellikle otomotiv, makine ve tekstil sektörlerindeki siparişlerin azalması bekleniyor. Öte yandan, Alman şirketlerinin yatırımlarını ABD'ye kaydırma eğilimi, Türkiye'nin bu yatırımlardan pay alma fırsatını azaltabilir. Türkiye, Almanya'daki aşırı sağın yükselişini de yakından takip etmeli; zira AfD'nin yabancı karşıtı söylemleri, Türk kökenli Alman vatandaşlarını ve iş insanlarını etkileyebilir. Merz'in ekonomik reformları başarısız olursa, Avrupa'daki siyasi istikrarsızlık Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni belirsizlikler yaratabilir.