Alman sigorta devi Allianz SE, İran ile İsrail arasında artan gerilimin deniz nakliyat sigortalarında büyük hasar taleplerine yol açacağını açıkladı. Şirketin nakliyat sigortaları biriminden yapılan değerlendirmeye göre, İran destekli güçlerin ve İsrail'in karşılıklı saldırıları sonucu zarar gören gemiler için sigorta şirketlerinin önemli tazminat ödemeleri yapması bekleniyor. Özellikle Basra Körfezi ve Kızıldeniz gibi stratejik su yollarında meydana gelen saldırılar, küresel tedarik zincirlerini ve sigorta primlerini doğrudan etkiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran ve İsrail arasındaki çatışmalar, deniz ticaret yollarında ciddi güvenlik riskleri oluşturuyor. Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları ve İran'ın Basra Körfezi'ndeki artan askeri faaliyetleri, nakliyat sigortacılığında primlerin yükselmesine neden oldu. Allianz'ın tahminlerine göre, 2023 yılından bu yana bölgede en az 15 ticari gemi doğrudan saldırıya uğradı ve bunların bir kısmı tamamen kullanılamaz hale geldi. Sigorta sektörü, bu tür olayların savaş riski kapsamında değerlendirildiğini ve hasar bedellerinin milyarlarca doları bulabileceğini belirtiyor. Lloyd's of London ve diğer büyük sigortacılar, bölgeye yönelik savaş riski primlerini son üç ayda yüzde 50'den fazla artırdı.
Uzmanlar, çatışmanın yayılma riskine karşı sigorta şirketlerinin teminat kapsamlarını daralttığını veya belirli bölgeleri tamamen kapsam dışı bıraktığını ifade ediyor. Özellikle İran'a ait veya İran bayraklı gemilerin sigortalanması neredeyse imkansız hale gelirken, İsrail limanlarına uğrayan gemiler için de primler fırladı. Bu durum, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'sini oluşturan deniz taşımacılığını doğrudan etkiliyor.
Küresel Boyut
İran-İsrail çatışmasının sigorta sektörüne etkisi, sadece doğrudan hasar talepleriyle sınırlı kalmıyor. Artan primler ve daralan teminatlar, dünya ticaretinde maliyet artışına ve tedarik zinciri aksaklıklarına yol açıyor. Özellikle enerji taşımacılığında riskin yüksek olması, petrol ve doğalgaz fiyatlarını da yukarı çekiyor. Hint Okyanusu ve Akdeniz'i birbirine bağlayan Süveyş Kanalı'nın alternatif rotaları, sigorta maliyetlerini daha da artırıyor. Küresel sigorta düzenleyicileri, bu tür jeopolitik risklerin sistemik bir tehdit oluşturabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Allianz'ın raporu, sigorta sektörünün 2024 yılında sadece İran kaynaklı deniz hasarları için 2-3 milyar dolar ödeme yapabileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin deniz ticareti açısından kritik önem taşıyor. Türk bayraklı gemilerin büyük bölümü Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz'de faaliyet gösteriyor; bu bölgelerde artan savaş riski primleri, Türk nakliye firmalarının maliyetlerini artırabilir. Ayrıca Türkiye'nin enerji ithalatında kullandığı tanker rotalarının güvenliği tehlikeye girebilir. Öte yandan, Türk sigorta şirketlerinin uluslararası reasürans anlaşmalarında bu bölgeler için kapsam daralması yaşanması, yerel piyasada prim artışlarına neden olabilir. Türkiye'nin bölgede arabuluculuk çabaları, ticaret yollarının güvenliği açısından da önem kazanıyor.