ABD Yüksek Mahkemesi, Trump yönetiminin doğumla vatandaşlık hakkına getirdiği kısıtlamaları geçersiz kılan kararını açıkladı. Yüksek Mahkeme Yargıcı Samuel Alito, söz konusu karara sert muhalefet şerhi koyarak, bunun mahkeme tarihindeki “en önemli kararlardan biri” olduğunu ancak aynı zamanda “ciddi bir hata” teşkil ettiğini belirtti. Alito, kararın Anayasa’nın 14. Ek Maddesi’nin yanlış yorumlandığı gerekçesiyle eleştirdi ve bu tür bir yorumun gelecekteki göçmenlik politikaları üzerinde olumsuz etkiler yaratacağını savundu.
Kararın Arka Planı
Trump yönetimi, 2020 yılında çıkardığı bir yürütme emriyle, ABD’de doğan ancak ebeveynleri yasal olarak ülkede bulunmayan çocukların otomatik vatandaşlık hakkını sınırlamaya çalışmıştı. Bu düzenleme, özellikle belgesiz göçmenlerin çocuklarını hedef alıyordu. Anayasa’nın 14. Ek Maddesi’ndeki “doğumla vatandaşlık” ilkesinin yalnızca yasal olarak ikamet edenlerin çocuklarını kapsadığı iddia edilmişti. Ancak federal mahkemeler, düzenlemeyi Anayasa ve federal yasalara aykırı bularak durdurmuştu. Yüksek Mahkeme’nin nihai kararı, alt mahkemelerin bu yöndeki kararlarını onaylayarak Trump dönemi politikasını tamamen geçersiz kıldı.
Alito’nun muhalefet şerhinde, çoğunluk görüşünün “tarihsel teamülleri ve Anayasa’nın açık metnini göz ardı ettiği” ifade edildi. Alito, ayrıca bu kararın Kongre’nin göçmenlik alanındaki yetkilerine müdahale anlamına geldiğini öne sürdü. Çoğunluk ise, doğumla vatandaşlık hakkının Amerikan hukukunun köklü bir parçası olduğunu ve yürütme organının tek taraflı olarak bu hakkı sınırlandıramayacağını vurguladı.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD’deki doğumla vatandaşlık tartışması, gelişmiş ülkeler arasında benzeri az bulunan bir uygulama olması nedeniyle uluslararası alanda da ilgi çekiyor. Kanada, Meksika gibi ülkelerde de doğumla vatandaşlık hakkı tanınırken, Avrupa ülkelerinin çoğunda bu hak daha kısıtlıdır. Karar, özellikle Latin Amerika ülkelerinden ABD’ye yönelik göç dalgaları bağlamında kritik önem taşıyor. Trump yönetiminin sert göçmenlik politikalarının bir parçası olan bu düzenlemenin iptali, Biden yönetiminin daha kapsayıcı göç politikalarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, kararın ABD’deki yaklaşık 11 milyon belgesiz göçmenin çocukları üzerindeki etkisi, uzun vadede demografik ve siyasi dengeleri değiştirebilecek bir potansiyele sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’de doğumla vatandaşlığın korunması, Türkiye’den ABD’ye göç eden ailelerin çocuklarının vatandaşlık statüsünü güvence altına alması açısından olumludur. Türk-Amerikan toplumunun entegrasyonu ve siyasi katılımı açısından önemli olan bu karar, aynı zamanda ABD’nin göçmenlik politikalarının istikrarına işaret etmektedir. Türkiye’nin kendi vatandaşlık yasaları (doğum yeri esasına dayanmamaktadır) ile karşılaştırıldığında, bu karar uluslararası hukuk ve insan hakları bağlamında örnek teşkil edebilir. Ancak, doğrudan bir Türkiye etkisinden ziyade, küresel göç ve entegrasyon politikaları çerçevesinde değerlendirilmelidir.