İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde yer alan stratejik Ali al-Taher Tepesi çevresinde hava saldırılarını ve kara operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail, bu hamleyle Hizbullah'ı bölgeden çıkarmayı amaçlıyor. Tepenin kontrolü, İsrail-Lübnan sınırındaki güç dengesi açısından kritik önem taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ali al-Taher Tepesi, Lübnan'ın güneyinde, İsrail sınırına yakın bir noktada bulunuyor. Yüksek rakımı sayesinde geniş bir görüş alanı sunan tepe, askeri açıdan stratejik bir gözlem ve savunma noktası olarak biliniyor. Hizbullah, uzun süredir bu bölgede varlık gösteriyor ve tepenin altındaki arazide tüneller, mevziler ve füze rampaları gibi askeri altyapılar konuşlandırmış durumda.
İsrail, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısının ardından Lübnan sınırında gerginliği artırdı. Hizbullah ile karşılıklı saldırılar zaman zaman yoğunlaşsa da, son haftalarda İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Ali al-Taher Tepesi'ni hedef alan özel bir operasyon başlattı. IDF, bölgedeki Hizbullah altyapısını imha etmeyi ve tepeyi ele geçirerek kuzey İsrail yerleşimlerini tehdit eden unsurları etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor.
Lübnan tarafındaki kaynaklara göre, İsrail uçakları ve topçu birlikleri tepenin çevresindeki köyleri ve ormanlık alanları yoğun şekilde bombalıyor. Kara birliklerinin ise tepenin eteklerine kadar ilerlediği ve çatışmaların yer yer şiddetlendiği bildiriliyor. Hizbullah, İsrail'in ilerleyişini durdurmak için roketatarlar ve havan toplarıyla karşılık veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ali al-Taher Tepesi'ndeki çatışmalar, İsrail-Hizbullah geriliminin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. İsrail, sınır hattında tampon bölge oluşturma ve Hizbullah'ı sınırın kuzeyine itme politikası izliyor. Bu durum, 2006'daki İkinci Lübnan Savaşı'ndan bu yana en kapsamlı İsrail kara operasyonlarından biri olma potansiyeli taşıyor.
Hizbullah ise İran'ın bölgedeki en önemli vekil gücü konumunda. Tahran yönetimi, Hizbullah'a silah ve finansman desteği sağlıyor. İsrail'in tepeyi ele geçirmesi, İran'ın Lübnan üzerindeki etkisini zayıflatabilir ve bölgesel denklemi değiştirebilir. Öte yandan, çatışmaların tırmanması, Suriye ve Irak üzerinden yeni cephelerin açılmasına yol açabilir.
Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Avrupa ülkeleri, taraflara itidal çağrısı yapıyor. Ancak İsrail, kuzey sınırlarında güvenliği sağlamak için operasyonlarını sürdüreceğini açıklamış durumda. Birleşmiş Milletler, Lübnan'daki UNIFIL misyonu aracılığıyla bölgede ateşkesi gözetlemeye çalışıyor; fakat artan şiddet olayları karşısında misyonun etkinliği sorgulanıyor.
Ali al-Taher Tepesi'nin düşmesi halinde, İsrail ordusu bölgede geniş bir gözetleme ve kontrol alanı kazanacak. Bu da Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine yönelik saldırı kapasitesini önemli ölçüde azaltabilir. Ancak tepeyi geri almak için Hizbullah'ın yoğun çaba harcaması ve çatışmaların daha da şiddetlenmesi bekleniyor. Her iki taraf da ağır kayıplar verebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail-Hizbullah çatışmasının tırmanması, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgesel istikrar açısından endişe kaynağı. Ankara, Hizbullah'ı terör örgütü olarak tanımlamazken, İsrail'in operasyonlarını da Orta Doğu'da istikrarsızlığı artıran bir unsur olarak görüyor. Çatışmaların uzaması, Türkiye'ye yönelik mülteci akını ve enerji hatlarının güvenliği gibi riskleri beraberinde getirebilir. Ayrıca Türkiye, İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilimin İran ile olan ilişkilerini de etkileyebileceğini hesaplıyor.