ABD'nin en büyük balık üreticisi olan Alaska, Ulusal Bilim Vakfı'nın (NSF) derin okyanus izleme sistemini devre dışı bırakma kararıyla sarsıldı. Sistem, küresel ortalamanın iki katı hızla ısınan bölgede iklim değişikliğinin etkilerini anlamak için hayati önem taşıyordu. NSF, Mayıs ayında Okyanus Gözlemevleri Girişimi'ne (OOI) ait ekipmanı kullanımdan kaldırmayı planladığını duyurdu. Bu hamle, bilim insanları ve yerel topluluklar arasında büyük endişe yarattı.
Gelişmenin Arka Planı
OOI sisteminin bir parçası olan Alaska kıyısındaki derin okyanus gözlemevi, Pasifik Okyanusu'nun kuzey kesimindeki sıcaklık, tuzluluk, oksijen seviyeleri ve deniz akıntıları gibi kritik verileri topluyordu. Bu veriler, balık popülasyonlarının hareketlerini tahmin etmek, deniz buzullarının erimesini izlemek ve okyanus asitlenmesini değerlendirmek için kullanılıyordu. Alaska Üniversitesi Fairbanks'ten oşinograf Seth Danielson, sistemin kapatılmasının 'bölgesel iklim modellemelerinde kör bir nokta oluşturacağını' belirtti. NSF, bütçe kısıtlamalarını gerekçe göstererek kararı savunurken, bazı uzmanlar bunun kısa vadeli tasarrufların uzun vadeli kayıplara yol açacağı uyarısında bulunuyor.
Alaska'nın balıkçılık endüstrisi yılda yaklaşık 5 milyar dolar gelir sağlıyor ve eyalet ekonomisinin bel kemiğini oluşturuyor. Okyanus verilerinin kaybı, balıkçıların avlanma alanlarını ve zamanlamasını belirlemesini zorlaştıracak. Ayrıca, bölgede yaşayan yerli halklar geleneksel geçim kaynakları olan deniz ürünlerine erişimde zorluk çekebilir. İklim değişikliği nedeniyle Alaska'da deniz suyu sıcaklıkları 1979'dan bu yana ortalama 1,5 santigrat derece arttı. Bu durum, morina ve yengeç gibi soğuk su türlerinin kuzeye kaymasına ve bazı balıkçılık kotalarının düşürülmesine yol açtı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Okyanus izleme sisteminin kaybı sadece Alaska'yı değil, küresel iklim araştırmalarını da etkileyecek. Kuzey Pasifik, dünya okyanuslarının ısınmasında kilit bir bölge. Buradan toplanan veriler, El Niño ve La Niña gibi küresel hava olaylarının tahmininde kullanılıyor. Ayrıca, bölgedeki deniz buzullarının erimesi küresel deniz seviyesini doğrudan etkiliyor. NSF'nin kararı, ABD'nin ulusal ve uluslararası taahhütleriyle de çelişiyor. Örneğin, Biden yönetimi okyanus koruma ve iklim araştırmalarına öncelik verdiğini açıklamıştı. Bilim insanları, bu tür izleme sistemlerinin önemini vurgulayarak alternatif finansman kaynakları aranmasını talep ediyor. Alaska Kongre üyeleri, Senatör Lisa Murkowski ve Dan Sullivan, NSF'e yazdıkları mektupta kararın geri alınmasını istedi. Ancak NSF, bütçe kısıtlamaları nedeniyle 'zor seçimler yapmak zorunda olduklarını' söylüyor. Sistemin bakım maliyetinin yıllık yaklaşık 10 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Bu miktar, NSF'in yıllık 8 milyar dolarlık bütçesinin küçük bir kısmını oluştursa da, ajans diğer projelerine öncelik vermeyi tercih ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, denizcilik ve balıkçılık sektörlerinde benzer izleme sistemlerine ihtiyaç duyuyor. Özellikle Karadeniz'de iklim değişikliği ve kirlilik nedeniyle balık popülasyonları değişiyor. NOAA gibi kurumların okyanus verilerine erişim, Türkiye'nin deniz yönetimi politikaları için kritik. Alaska'daki gelişme, küresel okyanus izleme ağlarının kırılganlığını gösteriyor. Türkiye, kendi izleme sistemlerini güçlendirmeli ve uluslararası işbirliklerini artırmalıdır. Ayrıca, NSF'in kararı, araştırma bütçelerinin iklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Türkiye, bu alanda daha fazla yatırım yaparak hem ekonomik hem de çevresel fayda sağlayabilir.