ABD Merkez Bankası'nın (Fed) efsanevi başkanı Alan Greenspan, 100 yaşında hayatını kaybetti. The Guardian'ın haberine göre Greenspan, Washington'da tedavi gördüğü hastanede çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. 1987'den 2006'ya kadar tam 19 yıl Fed'in başkanlığını yürüten Greenspan, ABD ekonomisinin en kritik dönemlerine yön verdi. Ronald Reagan, George H.W. Bush, Bill Clinton ve George W. Bush olmak üzere dört farklı başkana danışmanlık yapan Greenspan, "enflasyonla mücadele" politikaları ve piyasa dostu duruşuyla tanınıyordu. Ancak 2008 küresel finans krizinin ardından, düşük faiz politikaları ve deregülasyonu teşvik eden yaklaşımıyla eleştirilerin de odağı oldu.
Greenspan Dönemi: Büyüme, Balon ve Krizin Tohumları
Alan Greenspan, 1987'de Fed başkanı olduğunda ABD ekonomisi büyük bir borsa çöküşüyle sarsılıyordu. Kara Pazartesi olarak bilinen 19 Ekim 1987'de Dow Jones endeksi %22,6 düşmüştü. Greenspan, piyasalara likidite pompalayarak krizi kontrol altına aldı ve bu hamle onun "kriz yöneticisi" olarak ünlenmesini sağladı. 1990'larda Bill Clinton yönetimiyle yakın çalışarak düşük enflasyon ve yüksek büyüme dönemi olan "Yeni Ekonomi" çağını yönetti. 2000'lerin başında ise teknoloji balonu sonrası faizleri tarihi düşük seviyelere çekerek konut piyasasında devasa bir balon oluşmasına zemin hazırladı. Greenspan, 2006'da görevinden ayrıldıktan sadece iki yıl sonra patlak veren küresel finans krizinde, ipotekli konut kredisi (mortgage) piyasasındaki denetimsiz büyümeye göz yummakla suçlandı. Kriz sonrası katıldığı Kongre oturumlarında "bir kusur buldum" itirafıyla tarihe geçti.
Küresel Etkisi: Fed Başkanlarının Gölgesinde Dünya Ekonomisi
Greenspan döneminde Fed, yalnızca ABD'nin değil, tüm dünya ekonomisinin kaderini belirleyen bir kurum haline geldi. Onun faiz kararları, gelişmekte olan ülkelerden Avrupa'ya kadar her yerde yankı buldu. 1997 Asya krizi ve 1998 Rusya moratoryumu sırasında Greenspan'in hızlı müdahaleleri, küresel çapta bir çöküşün önüne geçti. Ancak aynı şekilde, 2001 sonrası uyguladığı ultra düşük faiz politikası, dünya genelinde likidite bolluğu yaratarak emtia fiyatlarında ve gelişmekte olan ülkelerde balonlara neden oldu. Greenspan'in mirası bugün hâlâ tartışılıyor: Kimileri onu "çağın en büyük merkez bankacısı" olarak anarken, kimileri de "devasa bir krizin mimarı" olarak suçluyor. Onun ölümü, merkez bankacılığının küreselleşme çağındaki yükselişini ve çöküşünü simgeleyen bir dönemin kapanışı olarak kayıtlara geçiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Greenspan döneminin Türkiye ekonomisine iki yönlü etkisi oldu. 1990'lardaki düşük faiz ve bol likidite, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere sıcak para akışını hızlandırarak büyümeyi destekledi, ancak aynı zamanda 1994 ve 2001 krizlerinin derinleşmesine zemin hazırladı. 2008 küresel krizi ise Türkiye'yi de vurdu ve işsizlik ile büyüme kaybına yol açtı. Greenspan'in ölümü, merkez bankalarının bağımsızlığı ve şeffaflığı konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirebilir. Türkiye'de son yıllarda faiz politikalarına yönelik eleştiriler, Greenspan'in "kriz sonrası pişmanlık" itirafını hatırlatıyor: Fazla güven ve yetersiz denetim, en büyük fedaileri bile tökezletebilir.