Uluslararası yaptırım listelerinde yer alan Belçikalı altın tüccarı Alain Goetz'in Afrika'dan Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) altın ihraç eden şirketler ağı, yaptırımlara rağmen faaliyetlerini sürdürüyor ve karlılığını koruyor. Şirket ve ticaret kayıtlarına göre, Goetz'in kontrolündeki şirketler, Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DKC) ve diğer Afrika ülkelerinden çıkarılan altını BAE'ye taşımaya devam ediyor. Bu ticaret, yaptırımlara rağmen karmaşık bir şirketler zinciri aracılığıyla yürütülüyor.
Goetz'in Altın İmparatorluğu ve Yaptırım Geçmişi
Alain Goetz, 2013 yılında ABD Hazine Bakanlığı tarafından, Orta Afrika'daki silahlı gruplarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle yaptırım listesine alınmıştı. Goetz, o dönemde DKC'deki altın ticaretini finanse ederek silahlı gruplara gelir sağlamakla suçlanmıştı. Ancak Goetz, suçlamaları reddetti ve yaptırım kararına itiraz etti. ABD yaptırımları, Goetz'in ABD'deki mal varlıklarını dondurmuş ve ABD vatandaşlarının onunla iş yapmasını yasaklamıştı.
Buna rağmen, Goetz'in iş ağı yaptırımlardan sonra da büyümeye devam etti. Şirket kayıtları, Goetz'in BAE merkezli bir dizi şirket üzerinden altın ticaretini sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Bu şirketler arasında Almek Gold, African Gold Refinery ve Prime Gold gibi isimler öne çıkıyor. Goetz, bu şirketler aracılığıyla Afrika'dan çıkarılan altını rafine ederek veya doğrudan BAE'ye göndererek satış yapıyor.
Ticaret kayıtları, Goetz'in ağının özellikle 2016-2020 yılları arasında önemli miktarda altın ihraç ettiğini gösteriyor. Örneğin, 2018 yılında Goetz'in kontrolündeki şirketlerin BAE'ye 3 tonun üzerinde altın ihraç ettiği belgelenmiş. Bu ticaret, yıllık milyonlarca dolar değerinde. Goetz'in şirketleri, altını genellikle DKC, Uganda, Kenya ve Güney Sudan gibi ülkelerden tedarik ediyor. Bu ülkelerdeki altın üretimi, çoğu zaman kayıt dışı ve denetimsiz madencilik yoluyla gerçekleşiyor.
Yaptırımların Etkisizliği ve BAE'nin Rolü
Goetz'in ağının yaptırımlara rağmen ayakta kalması, uluslararası yaptırım rejimlerinin etkinliğini sorgulatıyor. Uzmanlara göre, yaptırımlar genellikle hedef kişinin mal varlıklarını dondurmayı ve seyahat yasağı getirmeyi amaçlasa da, kişinin iş yapma kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmıyor. Goetz gibi isimler, şirketlerini farklı isimler altında yeniden yapılandırarak veya üçüncü tarafları kullanarak ticaretlerine devam edebiliyor.
BAE, altın ticareti konusunda önemli bir merkez olarak öne çıkıyor. Ülke, altın ithalatı ve ihracatı için düşük vergi oranları ve esnek düzenlemeler sunuyor. Ancak BAE'nin altın ticaretindeki denetim eksikliği, çatışma bölgelerinden çıkarılan altının yasal görünümlü bir şekilde piyasaya sürülmesine olanak tanıyor. Goetz'in şirketleri de bu durumdan faydalanarak Afrika'dan çıkarılan altını BAE üzerinden dünya piyasalarına sunuyor.
Uluslararası sivil toplum kuruluşları, BAE'nin altın ticaretinde daha sıkı denetim uygulaması gerektiğini savunuyor. Örneğin, Global Witness ve IMPACT gibi kuruluşlar, BAE'nin altın ithalatına yönelik düzenlemelerini sıkılaştırması çağrısında bulunuyor. Ancak BAE yönetimi, altın ticaretinin ülke ekonomisi için önemli bir gelir kaynağı olduğunu ve mevcut düzenlemelerin yeterli olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Alain Goetz'in altın ağının devam etmesi, Türkiye'nin altın ticareti ve yaptırım politikaları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, altın ithalatında önemli bir pazar ve BAE ile ticari ilişkileri güçlü. Eğer yaptırım listelerindeki kişilerin altınları Türkiye'ye ulaşırsa, bu durum Türkiye'nin uluslararası yaptırımlara uyum konusunda sorun yaşamasına yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika'daki altın ticaretinde artan rolü, benzer yasadışı ağlarla mücadelede daha dikkatli olmasını gerektiriyor. Türkiye, kendi altın piyasasını düzenlerken, çatışma bölgelerinden gelen altının yasal olup olmadığını titizlikle denetlemeli.