Çinli jeologlar, Tibet'teki Yarlung Tsangpo (Brahmaputra) Nehri üzerinde inşa edilmekte olan dünyanın en büyük hidroelektrik projesinin temelini oluşturan dev barajın altında aktif bir fay hattı bulunduğunu ve bunun büyük bir deprem riski oluşturduğunu duyurdu. Doğu Himalaya bölgesindeki yer kabuğundaki kırığın, 60 gigavat kapasiteye sahip olması planlanan ve 2030'ların ortasında tamamlanması beklenen projenin güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiği belirtiliyor.
Yapısal riskler ve jeolojik bulgular
Çin Bilimler Akademisi'ne bağlı jeologlar tarafından yapılan araştırmalar, baraj sahasının hemen altındaki fay hattının 'aktif' statüsünde olduğunu ve büyük bir depremi tetikleme potansiyeli bulunduğunu gösteriyor. Uzmanlar, özellikle baraj gövdesinin ve su tutma havzasının sismik hareketlere karşı hassas olduğunu, olası bir kırılmanın bölgesel felakete yol açabileceği konusunda uyarıyor. Projenin mühendislik hesaplarına göre, barajın 8 büyüklüğüne kadar depreme dayanıklı olması planlanırken, yeni bulgular fay hattının beklenenden daha karmaşık ve tehlikeli olduğunu ortaya koyuyor.
Jeologlar, fay hattının yılda ortalama 2-3 milimetre kayma hızına sahip olduğunu ancak bölgenin tektonik yapısının stres birikimini hızlandırdığını belirtiyor. Özellikle barajın rezervuar alanının suyla dolmasının, yer kabuğuna ek baskı yaparak deprem riskini artırabileceği ifade ediliyor. Çin hükümeti ise projenin tüm güvenlik önlemlerinin alındığını ve uluslararası standartlara uygun olarak inşa edildiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yarlung Tsangpo Nehri üzerindeki bu dev baraj, yalnızca Çin'in enerji ihtiyacını karşılamakla kalmayacak, aynı zamanda aşağı havzada yer alan Hindistan, Bangladeş ve Myanmar gibi ülkelerin su kaynaklarını da doğrudan etkileyecek. Barajın inşası, Çin'in Himalayalar'daki stratejik nüfuzunu artırırken, bölge ülkeleri arasında su paylaşımı konusunda anlaşmazlıkları da tetikliyor. Ayrıca, projenin tamamlanması halinde Çin'in karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine önemli katkı sağlaması bekleniyor.
Jeolojik risklere rağmen Çin, bu mega projeyi askıya almayı düşünmüyor. Bununla birlikte, fay hattıyla ilgili yeni veriler, projenin hem maliyetini hem de inşa süresini artırabilir. Uzmanlar, barajın güvenliği için ek sismik izleme istasyonları kurulması ve temel mühendislik çözümlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji politikası ve doğal afet yönetimi açısından dolaylı ancak önemli dersler içeriyor. Türkiye de Doğu Anadolu ve Kuzey Anadolu fay hatları gibi aktif sismik bölgelere sahip olduğu için, büyük altyapı projelerinde jeolojik risklerin dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca, Çin'in bu dev barajının su yönetimi üzerindeki etkisi, Türkiye'nin Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki barajlarının komşu ülkelerle su paylaşımı sorunlarına benzerlik taşıyor. Küresel enerji piyasalarında bu projenin gecikmesi veya durması, yenilenebilir enerji yatırımlarının seyrini etkileyebilir ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin enerji planlamalarını dolaylı yoldan etkileyebilir.