Financial Times'ın Afrika şef muhabiri John McDermott, São Tomé ve Príncipe'den bildiriyor. Gine Körfezi'nde yer alan bu küçük ada ülkesi, Afrika'nın dünya sahnesindeki konumunu anlamak için çarpıcı bir örnek sunuyor. McDermott'un "Analysing Africa" bülteninde ele aldığı üzere, São Tomé ve Príncipe'in ekonomik ve siyasi dinamikleri, kıtanın genelinde yaşanan dönüşümü ve karşılaştığı zorlukları yansıtıyor.
Gelişmenin Arka Planı
São Tomé ve Príncipe, 1975'te Portekiz'den bağımsızlığını kazanmasından bu yana inişli çıkışlı bir ekonomik yol izledi. Ülke, 2000'li yıllarda petrol rezervlerinin keşfiyle büyük umutlar besledi ancak beklenen yatırımlar bir türlü gelmedi. Bugün ekonomisi büyük ölçüde tarım, balıkçılık ve bağışlara dayanıyor. Kişi başına düşen gelir, Sahra Altı Afrika ortalamasının biraz üzerinde olsa da, genç nüfusun işsizlik sorunu ve altyapı eksiklikleri devam ediyor.
McDermott, ülkenin Afrika'daki stratejik konumuna dikkat çekiyor. São Tomé ve Príncipe, Atlas Okyanusu'nda önemli bir deniz ticaret yolu üzerinde bulunuyor ve son yıllarda ABD, Çin ve Avrupa arasındaki nüfuz mücadelesinin bir sahnesi haline geldi. Ülke, 2019'da Çin ile bir liman anlaşması imzalayarak Batı'nın dikkatini çekmişti. Ayrıca, ABD'nin Afrika'daki askeri varlığını gözden geçirdiği bir dönemde, São Tomé'nin stratejik önemi yeniden tartışılıyor.
Ekonomik açıdan, ülke son yıllarda turizm ve hizmet sektöründe çeşitlenme çabasında. Ancak COVID-19 pandemisi bu çabaları sekteye uğrattı. Hükümet, 2023'te Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yeni bir kredi anlaşması imzalayarak mali disiplini sağlamaya çalışıyor. McDermott, ülkenin borç sürdürülebilirliği ve yolsuzlukla mücadele konusunda kaydettiği ilerlemeyi vurguluyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
São Tomé ve Príncipe'in hikayesi, Afrika'nın genelinde yaşanan dönüşümün bir mikrokozmosu gibi. Kıta, son yıllarda büyük güçler arasındaki rekabetin merkezine oturdu. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi, ABD'nin Afrika'daki stratejik çıkarları ve Avrupa'nın eski sömürge bağlarını yeniden tanımlama çabaları, küçük ülkelerin manevra alanını hem artırıyor hem de karmaşıklaştırıyor.
Öte yandan, Afrika'daki küçük ada devletleri, iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında. Deniz seviyesinin yükselmesi, São Tomé ve Príncipe gibi ülkeler için varoluşsal bir tehdit oluşturuyor. Ülke, uluslararası iklim müzakerelerinde aktif rol alarak adil bir geçiş ve finansman çağrısı yapıyor. McDermott, bu durumun Afrika'nın küresel iklim diplomasisindeki önemini gösterdiğini belirtiyor.
Ayrıca, São Tomé ve Príncipe, Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi platformlarda sesini duyurmaya çalışıyor. Küçük bir ülke olmasına rağmen, stratejik konumu ve istikrarlı demokrasisiyle kıta siyasetinde saygın bir yere sahip. Son seçimlerde yaşanan barışçıl iktidar değişimi, bölgedeki diğer ülkelere örnek teşkil ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Afrika açılımı kapsamında kıta genelinde etkinliğini artırıyor. São Tomé ve Príncipe özelinde doğrudan bir ilişki sınırlı olsa da, Türkiye'nin Afrika'daki ekonomik ve diplomatik varlığı, bu tür küçük ada ülkeleriyle işbirliği potansiyelini gündeme getiriyor. Özellikle enerji, altyapı ve savunma sanayii alanlarında Türk şirketlerinin Afrika'da artan yatırımları, Ankara'nın kıtadaki nüfuzunu güçlendiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika Birliği ile geliştirdiği ortaklık, küçük ülkelerin sesini duyurması açısından önemli bir platform sunuyor. Küresel güç rekabetinin yaşandığı bu dönemde, Türkiye'nin Afrika'daki dengeli ve çok boyutlu politikası, kıtanın istikrarına katkı sağlayabilir.