İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak genel seçimler, ülkenin Afrika kıtasındaki ülkelerle ilişkilerinin Gazze savaşının yarattığı sarsıntıya dayanıp dayanamayacağını test edecek. Fas'tan Güney Afrika'ya kadar geniş bir coğrafyada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları ve bunun diplomatik yansımaları, seçim sonuçları kadar merakla takip ediliyor. Afrika ülkeleri, İsrail ile Filistin arasındaki çatışmada farklı tutumlar sergilerken, seçim sonrası İsrail hükümetinin politikaları kıtayla ilişkilerin geleceğini belirleyecek.
Seçimlerin Afrika'daki yankıları
İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak seçimler, ülkenin son yıllarda Afrika'da genişlettiği diplomatik ve ekonomik ağını koruyup koruyamayacağı açısından kritik bir eşik olarak görülüyor. Özellikle Gazze savaşı sırasında yaşananlar, birçok Afrika ülkesinde İsrail'e yönelik eleştirileri artırdı. Güney Afrika, Aralık 2023'te Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) İsrail'e karşı soykırım suçlamasıyla dava açmış, bu adım kıtada yankı uyandırmıştı. Fas ise 2020'de ABD'nin arabuluculuğuyla İsrail ile ilişkilerini normalleştiren Abraham Anlaşmaları'nın bir parçası olarak, Batı Sahra konusundaki tutumu nedeniyle İsrail ile yakın bağlarını sürdürüyor. Ancak Gazze'deki savaş, Fas kamuoyunda da rahatsızlık yaratmış durumda.
Seçim kampanyası boyunca İsrail'deki siyasi partilerin Afrika politikalarına dair net mesajlar vermemesi, kıtadaki belirsizliği artırıyor. Uzmanlar, seçim sonrası kurulacak hükümetin Gazze'ye yönelik tutumunun, Afrika ülkeleriyle ilişkilerde belirleyici olacağını vurguluyor. İsrail'in Afrika'daki en büyük diplomatik kazanımlarından biri olan 2021'de Afrika Birliği'ne gözlemci üye olarak kabul edilmesi, Gazze savaşı sonrası tartışmalı hale geldi. Bazı Afrika ülkeleri, İsrail'in gözlemci statüsünün askıya alınması çağrısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in Afrika politikası, son yıllarda tarım teknolojileri, güvenlik işbirliği ve ekonomik yatırımlar üzerinden şekilleniyordu. Ancak Gazze savaşı, bu ilişkilerin Filistin meselesiyle ne kadar iç içe olduğunu gösterdi. Kenya, Etiyopya, Ruanda gibi ülkeler İsrail ile güvenlik ve teknoloji alanında işbirliğini sürdürürken, Cezayir ve Tunus gibi ülkeler İsrail'e karşı sert tutumlarını koruyor. Güney Afrika'nın UAD davası, kıta genelinde İsrail karşıtı bir dalga yaratma potansiyeli taşıyor. Öte yandan, bazı Körfez ülkelerinin İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabaları, Afrika'daki dengeleri de etkiliyor.
Seçim sonrası İsrail'in Afrika'daki en büyük sınavı, Gazze savaşı nedeniyle zarar gören imajını onarma çabası olacak. İsrail, Afrika ülkelerine yönelik insani yardım ve kalkınma projeleriyle ilişkileri yeniden canlandırmaya çalışabilir. Ancak Güney Afrika'nın açtığı dava ve uluslararası kamuoyundaki baskı, bu çabaları zorlaştırabilir. Afrika Birliği'nin tutumu da belirleyici olacak; zira birliğin bazı üyeleri İsrail'in gözlemci statüsünün gözden geçirilmesini talep ediyor. Seçimler, İsrail'in Afrika'daki diplomatik konumunu yeniden tanımlaması için bir fırsat penceresi sunuyor, ancak Gazze'deki insani kriz devam ettikçe bu pencere daralabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçimler ve Afrika'daki yansımaları, Türkiye'nin bölgesel diplomasisi açısından yakından izlenmesi gereken bir süreç. Türkiye, Gazze savaşı boyunca Filistin'e verdiği destekle Afrika ve Ortadoğu'da öne çıkarken, İsrail ile ilişkileri de gergin. Seçim sonrası İsrail'in Afrika politikasındaki olası yumuşama, Türkiye'nin kıtadaki etkinliğini sınırlayabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Afrika'daki artan ekonomik ve diplomatik ağı, İsrail'in karşısında bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Güney Afrika'nın UAD davasına Türkiye'nin verdiği destek, Ankara'nın Filistin meselesindeki duyarlılığını pekiştirirken, Afrika ülkeleriyle ilişkilerde ortak bir zemin oluşturuyor. Seçim sonuçları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Afrika'daki enerji ve güvenlik denklemlerini de etkileyebilir. Ankara, İsrail'in yeni hükümetinin Gazze politikalarını ve buna bağlı olarak Afrika ile ilişkilerini dikkatle takip edecek.