Avustralya'nın Queensland eyaletinde, dini inançları nedeniyle insülin verilmeyen 8 yaşındaki Elizabeth Struhs'in ölümüne ilişkin soruşturma devam ediyor. Soruşturmada, kızın tedavisiyle ilgilenen doktorların, annesi Kerrie Struhs'in zorunlu ruh sağlığı değerlendirmesinden geçirilmesini önerdiği ortaya çıktı. Doktorlar, annenin kızının Tanrı tarafından iyileştirileceğine inandığını ve tıbbi tedaviyi reddettiğini belirterek bu öneride bulunmuş.
Olayın Arka Planı
Elizabeth Struhs, Tip 1 diyabet hastasıydı ve Ocak 2022'de hayatını kaybetti. Ailesi, dini inançları gereği kızlarına insülin vermeyi reddetmişti. Ölümün ardından yapılan soruşturmada, ailenin "Tanrı'nın şifa vereceğine" inandığı ve tıbbi müdahaleyi kabul etmediği belirlendi. Doktorların, annenin akıl sağlığından endişe ederek zorunlu değerlendirme talep ettiği, ancak bu talebin nasıl karşılandığına dair detaylar henüz netlik kazanmadı. Soruşturma, eyalet yasalarının çocuk koruma ve tıbbi müdahale konularındaki yeterliliğini de sorguluyor.
Dava, Avustralya'da çocukların tıbbi tedaviye erişimi ve dini inançların sınırları konusunda önemli bir tartışmayı alevlendirdi. Benzer vakalarda, ebeveynlerin çocuklarının sağlığını riske atacak kararlar alması durumunda devletin müdahale yetkisi bulunuyor. Ancak bu olayda, doktorların uyarılarına rağmen ailenin direnci kırılamamış.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avustralya'da dini inançlar nedeniyle tıbbi tedavinin reddedilmesi, özellikle kapalı dini gruplar arasında görülen bir durum. Queensland yasaları, çocukların yaşamını tehlikeye atan durumlarda devlete müdahale hakkı tanıyor. Ancak olay, mevcut sistemin etkinliğini sorgulatıyor. Küresel olarak, benzer vakalar Amerika Birleşik Devletleri ve bazı Avrupa ülkelerinde de görülüyor ve çocuk hakları ile dini özgürlükler arasındaki dengeyi gündeme getiriyor. Dünya Sağlık Örgütü, çocukların sağlık hizmetlerine erişiminin her koşulda güvence altına alınması gerektiğini vurguluyor. Avustralya'daki bu dava, diğer ülkeler için de ders niteliğinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de çocuk hakları ve tıbbi müdahale konusunda yasal çerçeve, Çocuk Koruma Kanunu ve Türk Ceza Kanunu ile güvence altına alınmıştır. Dini inançlar gerekçesiyle çocukların sağlığının riske atılması kabul edilemez. Bu olay, Türkiye'deki sağlık ve sosyal hizmet sistemlerinin çocukları koruma noktasındaki önemini hatırlatıyor. Ayrıca, aile içi iletişim ve ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Avustralya'daki soruşturma, Türkiye'de de benzer durumların önlenmesi için erken müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.