Afganistan ile Pakistan arasındaki sınır hattında son haftalarda görece bir sükunet yaşansa da, çatışmanın altında yatan yapısal sorunlar çözülmüş değil. İki ülke arasındaki Durand Hattı olarak bilinen tartışmalı sınır, uzun yıllardır terör saldırıları, sınır ötesi çatışmalar ve mülteci krizlerine sahne oluyor. Uzmanlara göre, mevcut geçici sükunet, ne Afgan yönetiminin ne de Pakistan'ın kalıcı bir çözüm için irade göstermesinden kaynaklanıyor; aksine tarafların taktiksel nedenlerle çatışmayı dondurmasından ibaret.
Çatışmanın Kökleri ve Güncel Dinamikler
Pakistan'ın Hayber-Pahtunhva eyaleti ile Afganistan'ın doğu vilayetleri arasında uzanan yaklaşık 2.600 kilometrelik sınır, ne coğrafi ne de etnik olarak net bir ayrım çizgisi oluşturuyor. Peştun aşiretleri, bu yapay sınırın her iki tarafında yaşarken, Pakistan yönetimi sınırı kontrol altında tutmak için yoğun güvenlik önlemleri alıyor. Ancak Taliban'ın 2021'de Afganistan'da yeniden iktidara gelmesiyle sınırda tansiyon yükseldi. Taliban yönetimi, Pakistan'ın sınır ötesi askeri operasyonlarını ve hava saldırılarını sert bir dille kınarken, Pakistan ise Taliban'ın sınırı kontrol edemediğini ve terör örgütlerine alan açtığını iddia ediyor.
Geçtiğimiz aylarda Torkham ve Spin Boldak gibi kritik sınır kapılarında yaşanan çatışmalar, ticareti durma noktasına getirmişti. İki ülke arasındaki ticaret hacmi, bu çatışmalar nedeniyle yüzde 30'a varan oranlarda düşüş gösterdi. Özellikle Pakistan'ın Kabil yönetimine yönelik sert tutumu, diplomatik kanalların tıkanmasına yol açtı. Pakistan, Taliban'ın sınır güvenliğini sağlamakta yetersiz kaldığını ve Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP) gibi grupların Afgan topraklarından Pakistan'a saldırılar düzenlediğini savunuyor. Taliban ise bu suçlamaları reddediyor ve Pakistan'ın iç sorunlarını Afganistan'a yansıttığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Afganistan-Pakistan sınırındaki istikrarsızlık, sadece ikili ilişkileri değil, bölgesel güvenliği de tehdit ediyor. Hindistan, Orta Asya'ya açılan bu güzergahın istikrarsız olmasından endişe duyuyor; çünkü bu durum, Hindistan'ın Afganistan ve Orta Asya'daki stratejik çıkarlarını olumsuz etkiliyor. Çin ise Pakistan ile olan yakın ilişkileri ve Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) kapsamında bölgeye yaptığı yatırımlar nedeniyle sınırdaki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından bölgede oluşan güç boşluğu, Rusya ve İran'ı da endişelendiriyor. Bu ülkeler, sınır hattındaki uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizmin yayılmasından korkuyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin son raporlarına göre, bölgede faaliyet gösteren terör örgütlerinin sayısı artış gösteriyor. Özellikle IŞİD'in Horasan kolu (IŞİD-K), sınıra yakın bölgelerde etkinliğini artırıyor. Pakistan'ın sınırda yürüttüğü askeri operasyonlar, yerel halk arasında tepki çekerken, insani durum da kötüleşiyor. Yüz binlerce Afgan mülteci, Pakistan'ın sınır dışı etme politikaları nedeniyle geri dönmek zorunda kalıyor; bu da Afganistan'daki kırılgan durumu daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afganistan-Pakistan sınırındaki istikrarsızlık, Türkiye için dolaylı güvenlik riski taşıyor. Türkiye, Afganistan'da tarihsel bağları ve insani yardım faaliyetleriyle öne çıkarken, Kabil'deki diplomatik varlığı ve Pakistan ile olan stratejik ilişkileri, bu bölgedeki gelişmelere duyarlı olmasını gerektiriyor. Sınırdaki çatışmaların tırmanması, terör gruplarının Türkiye'ye yönelik potansiyel tehditlerini artırabilir. Ayrıca, bu istikrarsızlık Türk şirketlerinin bölgedeki ticari faaliyetlerini ve Orta Asya'ya yönelik taşımacılık projelerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin hem Pakistan hem de Afganistan yönetimleriyle diyalog kanallarını açık tutması, bölgesel istikrarı desteklemesi ve insani yardımları sürdürmesi bu bağlamda önem arz ediyor.